Cuma günü yani 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günüydü.
Ve her yıl belediyeler bugüne özel etkinlikler düzenler.
Fakat ilginçtir ki bizim için organize edilen bu etkinliklerde genelde sadece belediye başkanını dinlemek zorunda bırakılırdık…
Hatta geçen yıl Alinur Aktaş, günümüzü kutlarken belki seçim döneminin verdiği stresle de beraber yazılarıyla şahsını eleştiren gazetecileri nazikçe ve aba altından, üstünden epey eleştirmişti sözde Gazeteciler Gününün kutlandığı gecede… Ve çoğumuz bunun için mi davet edildik deyip erkenden etkinlikten ayrılmıştı.
Ancak bu yıl her şey farklıydı, ümitle beklediğimiz ama yıllardır unuttuğumuz, alışık olmadığımız türdendi.
Gazetecileri temsil eden dernek ve cemiyetlere söz hakkı verilerek dertlerimizi ve sorunlarımızı dile getirme şansı dahi bulmuştuk.
E öyle olması gerekmez mi zaten demeyin!
Maalesef ki bugüne kadar bir türlü olmuyor, oldurulmuyordu…
…
Sabah Gemlik, Mudanya, Harmancık belediye başkanlarının ve Osmangazi belediye başkan vekilinin katılım sağladığı program oldukça samimi bir ortamda geçerken Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren’in “Bizler hesap verebilmeliyiz. Belediyede bir arkadaşıma bu anlamda beni denetlemesi için görev dahi verdim. Sizler de pek tabii ki bizi eleştirin ki doğru işler yapmak için rehberimiz olun.” diyordu.
Akşam Bursa Büyükşehir Belediyesinin düzenlemiş olduğu program da yine oldukça samimi bir ortamda geçerken konuşma önceliği gazetecileri temsilen
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı, Çağdaş Gazeteciler Dernek Başkanı Yüksel Baysal ve İGF Başkanı Mesut Demir’e verilmiş, gazetecilerin sorunları dile getiriliyordu.
Devamında se Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, milletvekilleri Orhan Sarıbal ve Hasan Öztürk’ün verdiği mesajlar da yine basın özgürlüğü adına oldukça değerliydi.
Mustafa Bozbey konuşmasında “Özgür bir basın olmadan, halkın bilgiye erişimi ve yönetenlerin denetlenmesi mümkün değildir. Basın özgürlüğü; toplumun adalete, eşitliğe ve demokrasiye olan inancını güçlendirir. Bizler Bursa’mızda basının geçmiş dönemlerdeki gibi baskı altında değil, özgürce kendisini ifade etmesi gerektiğine inanıyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak, eleştirilerin ve önerilerin değerli olduğunu biliyoruz. Yaptığımız işlerde bizlere yol gösterdiğini, eksikleri görmemizi sağladığını biliyoruz.” derken hiçbir gazeteciyi yazdıklarından, yazmadıklarından veya yerli yersiz eleştirilerinden ötürü ne aba altından ne de üstünden bulunduğu makamı kullanıp uyarmıyor, eleştirmiyordu.
Ve o kadar çok olmaması gereken sözler, yaptırımlar, dayatmalar, ayrıştırmalar duyup yaşamıştık ki olması gereken etik haller bile bizi nasıl da motive ediyordu…
…
Milletvekili Orhan Sarıbal’ın ise Basın İlan Kurumunun adil olmayan uygulamalarını eleştirmesi oldukça yerinde ve mühimdi. Sarıbal:
“Basın üzerinde baskı oluşturmaya devam eden, resmi ilan ve reklam hakkını iptal eden Basın İlan Kurumu’nun haksız-hukuksuz uygulamalarına karşı Anadolu medyasında bir isyan var.
İnternet Gazetecileri Federasyonu, Anadolu basınının Basın İlan Kurumu’nun baskıcı ve keyfi politikalarıyla büyük bir tehdit altında olduğunu anlatan bir rapor hazırlamış. Bizlerden de bu konuda destek istediler.
Basın İlan Kurumu denetim ekipleri, Anadolu illerindeki yerel medyalara usulsüz ve yüksek para cezaları kesmekte, bu cezalarla medya organlarını ekonomik olarak güçsüzleştirerek kapanmaya zorlamaktadır.
Para cezası ve resmi ilan yayın durdurma cezalarına karşılık yerel medyalar itiraz ettiklerinde Basın İlan Kurumu yönetimi tarafından son 2 yılda tüm itirazlar reddedilmiş.
Basın İlan Kurumu yönetim kurulu, itirazlara oy birliğiyle ret verdiği için mahkeme yolu da kapatılmaktadır.
Basın İlan Kurumu, medyanın kamu kurumlarından aldığı resmi ilan ve reklamlardan yüzde 15 komisyon kesmektedir. Bu tutarın üzerine yüzde 20 KDV eklediğinizde yerel medyanın gelirinin yüzde 35’i kayıp!
Bunun anlamı şu: Basın İlan Kurumu, sadece faturayı düzenleyerek yerel medyanın hakkını gasp etmektedir.”
Sarıbal’ın söyledikleri, medyada bilinen ama maalesef konuşulmayıp gündeme alınmayan mağduriyetlerdendi. Konuşmasının sonunda, “Basın İlan Kurumunun medyadan aldığı %15 komisyon oranını %3’e düşürmesi gerekir.” çözüm önerisi ise dinleyenlerin ancak ümidiydi…
…
Evet, bu yıl yıllardır kutlayamadığımız şekilde bir organizasyon düzenlemişti Bursa Büyükşehir belediyesi ve CHP’li ilçe belediyeleri…
Dertlerimiz, sıkıntılarımız görülmüş ve masaya yatırılmıştı. Bizi temsiliyet noktasındaki isimler buyur edilmiş, özgür basına özgürce sesini duyurma fırsatı verilmişti nihayet…
Basının özgür olmasının gerekliliğine ve önemine bu kapsamda bizlere engel değil, destek olunmasının şart olduğuna defalarca vurgu yapılıyordu.
Ötekileştirme yoktu. Hatta önceki dönem CHP ve Bozbey’e alabildiğine muhalif olan, mevcut yönetimi göklere çıkarmak için büyük efor sarfeden gazetecilerin bile önceki dönemden daha rahat ve mutlu hallerini görmek de güzeldi…
Çünkü değişimle beraber geçmişte yazdıkları, çizdikleri nedeniyle yine seçim öncesi dönemi baz alarak kaygılanırken tüm bunların boş vesveseler olduğunu görmüş ve onlar da kendilerine dayatılan hallerden sıyrılmışlardı.
Ve sanki nihayet mesleği etik değerler ışığında yapabilecekleri ümidiyle yeni yönetime teşekkürlerini sunma çabası taşıyor gibiydiler…
Kaldı ki madem amacımız ve işimiz halkın sesini duyurmak ise;
Kimsenin tahakkümü altına girmeden önce bizler konuşabilmeli, yazabilmeliydik… Çizgimiz kişilere, şahsi çıkarlarımıza göre değil; doğrudan, halktan ve haklıdan yana olmalı ve olması gerekirdi.
Ki çizgimiz ve onurumuz, dönemsel değişimlerle ve mesleki mahcubiyetlerle yamulup yara almasın!
…
“İnsanlar sadece konuştukları şeylerden değil sustukları şeylerden de sorumludurlar!” demişti Uğur Mumcu…
Hele ki sustuklarımız kitlelerin hayatını olumsuz etkilemeye neden olacaksa…
Ve yazdıklarımız toplumu bir yalan rüzgarıyla idrak etme yetisini elinden alabilecek güçte ise;
Kalemimizin sadece doğruyu yazmasının ne kadar önemli olduğunu şartlar ne olursa olsun aklımızdan çıkarmamalıyız.
“Ey, bir cılız kalemden dile gelen hakikat… Sen devleri korkutacak kadar mı korkunçsun?” Sabahattin Ali…





