Son yıllarda kadına yönelik şiddet hız kesmeden artarken sanki hayat pahalılığı gibi sıradanlaştı veya sıradanlaştırılma çabasına mı girildi anlamak mümkün değil!
Halbuki sadece son 9 ayda bine yakın kadın şiddete maruz kalarak hayattan koparıldı!
Yine yüzlerce çocuğun hayatı karartıldı kirli ellerce…
Müdahelenin aciliyeti için daha ne olmalı!
Sıradan insanlar sosyal medyadan tepkilerini gösteriyor.
Zaten başka ne yapabilirler ki!
Amma velakin güvenip meclise gönderdikleri vekiller çok şey yapabilir.
Zira o makamlarda duyduğu bile şüpheli kararlara sadece el kaldırsanlar,
Vatandaşın hakkını savunmaya yeltenenlere saldırsınlar,
Veya o koltuklarda bacak bacak üstüne oturup vakit geçirsinler diye çabalayıp seçmedi vatandaş onları…
…
Geçtiğimiz günlerde yine kadın ve çocuklarımızın hazin sonları yüreklerimizi yaktı.
Lakin CHP dışında çoğu siyasi partinin “yetkili isimleri” ancak sosyal medya hesaplarından paylaşımlarla geçiştirdi nedense!
Yine kınadılar ama yine kımıldamadılar!
Niye ki?
İstanbul sözleşmesini bu tür mağduriyetler yaşanmasın diye savunan CHP’ye karşı bir mahcubiyet mi?
Yoksa destek verirsek bu sözleşme yine gündeme gelir diye mi çekinmeleri!
Artık fotoğrafın bütününe bakmanın vakti gelmedi mi?
Bırakın, destek verirsek sözleşmenin gündeme gelmesi ihtimalini de ölen çocukların kadınların görüntüleri hikayeleride mi hiç canınızı yakmadı?
…
BURSA CHP ÖRGÜTLERİNDE ŞİDDETE BÜYÜK TEPKİ!
Dediğimiz gibi birçok siyasi parti yaşanan şiddet olaylarına karşı pasif tepkiler verirken, CHP gerek genel merkez gerek il- ilçe örgütleriyle koordineli şekilde bu toplumsal meseleye bağıra bağıra tepkisini sürdürüyor.
Bu kapsamda CHP Bursa örgütlerinde de konuya ilişkin birçok yürüyüş, basın toplantısı ve de protestolar yapılmakta…
Güzel tarafı bu protestoların kadın kolları ve gençlik kollarıyla kalmayıp İl başkanı Nihat Yeşiltaş öncülüğünde milletvekilleri ve belediye başkanlarının da birlik içinde kadınlarımıza destek vermeleri…
Geçen hafta Osmangazi’de düzenlenen yürüyüş ve oturma eyleminde birçok insanımızın da katılım sağlaması duygusal anlar yaşatırken,
Yine Nilüfer Kadın Kolları İlçe başkanı Şebnem Köroğlu düzenledikleri basın toplantısında;
“Sokaklarda huzur istiyoruz. İstanbul’da meydana gelen korkunç olay, hepimizin yüreğinde derin bir acı ve öfke bırakmıştır. İki kadının vahşice katledilmesi, toplum olarak üzerimize düşen sorumlulukları bir kez daha gözler önüne sermektedir. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesiyle başlayan süreç, kadınların güvenliğini daha da tehlikeye atmış, şiddetle mücadelede zayıf bir duruş sergilenmiştir” şeklinde ifadeleriyle durumun vehametine değindi.
Önceki akşam ise Yıldırım İlçe başkanlığı kadın kollarının organize ettiği “Susmuyoruz, Korkmuyoruz” sloganıyla, il- ilçe örgütlerinin de bulunduğu sessiz yürüyüş ve basın açıklaması vatandaşlarca ilgiyle karşılandı.
Katılımın beklenilenin üstünde olduğu programda Kadın kolları Başkanı Emel Çetin:
“Kadına çocuğa yönelik şiddet toplumun tüm kesimlerince kınanmalıdır” sözleriyle herkesin şiddete karşı ortak tavırda birleşmesi gerektiğini vurguladı.
Cumhuriyet Halk Partisi bu konuda oldukça hassas ve bunu da yaptığı protestolarla tüm yurtta günlerdir göstermek de…
Faydası olur mu?
Neden olmasın!
Ama asıl mesele şu ki bu iş sadece bir tek siyasi partinin sorumluluğu değil tüm siyasi partilerin sorumluluğu olmalıdır. Aksi durumda yaşanan şiddet olaylarının sorumluluğunu almak zorunda kalırlar.
Bu sorun ne karnından konuşmakla ne de formaliteden mesajlarla değil tek yürek olup toplumsal çözülmeyi toplumsal tepki vererek durdurmakla çözülebilir ve çözülmelidir…






Mesuliyetse siyaset mesuliyet duymak Halkın meselelerine şuur taşımaktır.İşimiz itikatsa Liyakatı itikatlısına teslim etmektir.Güçsüzün zayıfın inançlarından beslenen ler mazlumiyet duvarlarını yıkmak yerine Mazlum toplumlar üretir ve ordan beslenir.CHP yapısının en güzel yanı birbirini eleştirebiliyor olmasıdır.Bu özellik onları her zaman genç ve dinamik bir yarışın yarışçıları yapıyor.
ondandır bu ağlayanın göz yaşına mendil olmaları ondandır tebessümleri nin sıcak oluşu ve Ondandır iklimin her anını yaz gibi yazıyor olmaları .