Ne oluyoruz?
Neler oluyor?
Özellikle son yıllarda kadın ve çocuklara yönelik bu şiddetin nedeni ne!
Kadınlar anatomik olarak erkeklere nazaran daha narin yaratılmış olması nedeniyle vahşi doğanın “güçlü güçsüzü ezer” kanunu misali birçok toplumda gerek fiziksel gerek psikolojik gerekse toplumsal şiddete maruz kalmışlar ve kalmaktalar…
Lakin değişen dünya ve gelişen zihinlerle beraber ilkellikten medeniyete geçiş süreciyle gitgide bu yanlış öğretiler,
Yerini kadınların da “insan” olduğu idrakına bırakmış ve toplumlar nezdinde de nihayet kabullenilmeye başlanmıştır.
Ülkemizde ise bu anlamda Mustafa Kemal Atatürk kurmuş olduğu yeni Türkiye Cumhuriyetiyle birlikte kadınların kafeslerden çıkarılıp toplumsal hayatta yer almaları,
kız- erkek tüm çocukların, gençlerin eşit eğitim haklarından yararlanmaları ve birey olarak yetişmeleri için ivedilikle somut yaptırımlar gerçekleştirmiştir.
Hatta bugün gıpta ile baktığımız birçok devletten önce verilmesini sağlamıştır bu insani hakları…
Böylelikle nihayet aydınlık bir çağa adım atılmıştır.
Ve takdir edersiniz ki o dönemin şartları düşünüldüğünde kolay olmasa da yüreklilikle başarmıştır tüm bunları…
İyi de ne oldu da yıllar sonra yine tarihin karanlık sayfalarına evrilmeye başlandı?
Hatta belki daha kötüsü!
Evet, evrimini tamamlayamayan insansılar her zaman vardı ve olacaktır da maalesef!
Suça meyilli bu türler fırsatını bulduğunda, “fırsat verildiğinde” zarar vermekten çekinmeyecektir.
Zira bu durum ulu orta yapılmaya, aleni bir hal almaya ve gitgide salgın haline dönüşmeye başlamışsa tehlike çanları çalıyor demektir.
Bu insan suretli türler; türevlerinin işledikleri suçların ört bas edildiğini veya çok az cezalarla yeni suçların keyfini çıkardıklarını gördükçe cesaretlenerek arkalarından gitmeleri psikolojik ve vicdani değerleri düşünüldüğünde tuhaf sayılmaz.
Ve bu karanlık ruhların öncelikli hedefleri olan kadınlar ve çocuklar ise bu suç müptelalarının elini kolunu sallayarak korkusuzca dışarılarda gezdiğini düşündükçe içine kapanacak, korkacak, sosyal hayattan koparak çareyi yine Atatürk’ün kırıp attığı o kafeslerin arkasında gizlenmekte bulacaktır.
Tam da istedikleri gibi!
Ve özellikle son 10 yılda gittikçe artan, arttıkça güçlenen ve güçlendikçe sokaklara taşan bu suç makinalarının işleyişine baktığımızda birçoğumuzun düşündüğü gibi;
Acaba cumhuriyetin kuruluşuyla yıllardır yerin altında hortlamayı bekleyen o karanlık ruhlar farklı surette, farklı şekillerde geri mi döndüler!
Acaba hangi yolu denerlerse denesinler cumhuriyet değerlerini bir türlü insanların zihninden, yüreğinden, genlerinden atamayanlar; hırsızları, arsızları, katilleri sokaklara salarak toplumsal çözülmeyle mi amaçlarına kavuşmak istiyorlar!
Olabilir mi?





