Geçen yazımda 31 Mart sonrası kazandığı zaferle siyasetin odak noktasının CHP üzerine yoğunlaştığına ve nedenlerine değinmiştim…
Bugün ise bunun sadece genel siyasette değil yerelde de olduğunu Bursa örneğiyle anlatmaya çalışacağım.
Malum, CHP geçtiğimiz hafta itibarıyla olağan kongrelerine start verdi.
Fakat ne hikmetse bırakın yüzdelik dilimde varla yok arası oy alan partileri, AK Parti’nin kongreleri bile ne bu kadar merak konusu olmuş ne de bu kadar yazılıp çizilmiştir.
Neredeyse gazeteler ve hatta gazeteciler bile adaylar belli olur olmaz hemen hemen her gün köşelerine taşıdı. Hatta taşımakla kalmadı, taraf oldu, taraftarı oldu.
İlginç olanı ise CHP ile teması eleştirmekten öteye gitmeyen, yerelde muhalefeti dibine kadar yapmayı görev edinen bazı yazarların
adaylarda taraf olması, birisini göklere çıkarıp diğerine yerin dibinde yer aramasıydı!
MERAK EDİLEN ÜÇ İLÇE: YENİLER VE YİNELER!
Her kongrenin gözdesi Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer bu kongrede de pozisyonlarını korudular.
Cumartesi günü ilk olarak Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde CHP Osmangazi İlçe Kongresi gerçekleşti. Adaylar; mevcut ilçe başkanı Raşit Gürbüz, ondan önceki başkan Cengiz Çelikten, ve ne önce ne sonra başkanlık yapmamış ama örgüte çocuk yaşlardan beri emek vermiş, meclis üyeliği ve başkanvekilliği de yapan, diğer adaylardan hayli genç olan Sinan Nergiz’di…
Ve aslına bakılırsa aylardır kongreye hazırlanan iki aday Raşit Gürbüz 180, Cengiz Çelikten 124 oy aldığı seçimde son anda yarışa katılan, mahalle delegeleriyle görüşmeler yapmaktansa “Kimsenin değil, ben örgütün adayı olarak geldim. Onlara güveniyorum” diyen Sinan Nergiz’in böyle büyük bir yarışa girmesi,
Ve bol antrenmanlı rakipleri karşısında 102 oy alması asla azımsanmamalı.
Hatta kazanan adaylardan diğeri olarak bile görülmelidir…
Ancak kulislerde konuşulan bir iddia var ki! Eğer öyleyse bunun bir vebal olduğunu da söylemek abartı olmaz sanırım.
Şöyle ki; Nergiz’in başarılı ve sevilen bir meclis üyesi olmasından rahatsız olan birilerinin, Onu ekarte etmek için bu kongreyi fırsat görerek Nergiz’i aday olması yönünde abartılı şekilde yönlendirme yoluna gittikleri konuşulmakta…
Kaldı ki adaylar harıl harıl çalışırken Sinan Nergiz’in son anlarda netleşen adaylık kararıyla işinin zor olacağını siyasetten az buçuk anlayan herkes farkındaydı.
Ve Nergiz’in bir önceki kongrede de ismi geçmesine rağmen temkinli hareket edip acele davranmadığı düşünüldüğünde, bu söylenenler “Acaba?” dedirtecek nitelikte…
Ama ne olursa olsun, önümüzdeki süreçlerde Nergiz’in siyasette farklı, belki daha iyi konumlarda olacağından da kimsenin kuşkusu yok!
Seçilen Raşit Gürbüz’ün ise örgütte sevilen, sayılan, ağabeylik görevini üstlenmiş, polemiklere girmeyen bir şahsiyet olarak şansı en çok görülen aday olduğu herkesin malumuydu…
Bu saatten sonra kendisinden beklenen ise yeni dönemde daha aktif, daha görünür ve duyulur olması…
YILDIRIM, NİLÜFER: BİRİ YENİ, DİĞERİ YENİDEN DEDİ!
Yıldırım ve Nilüfer kongreleri de oldukça heyecanlı; adaylar ve delegeler açısından da son ana kadar çokça stresli geçti diyebiliriz…
Yıldırım’da İlhami Gün ve Ahmet Keskin bir kez daha karşı karşıya gelmişti.
Kongre tarihlerinin açıklanmasından sonra Gün’e rakip olarak önce Ali Rıza Yılmaz çıkmış olsa da daha sonra vazgeçip çekildiğini açıklamıştı.
“Acaba Gün tek aday olarak mı kongreye girecek?” diye düşünülmeye başlanmıştı ki Ahmet Keskin’in tekrar aday olacağı söylentileri yayılmaya başladı.
Ve epey bir zaman Keskin’den net bir açıklama gelmese de,
Fısıltılar sese dönüştü ve Keskin aday olacağını açıkladı.
O günden sonra Yıldırım’ın tam bir teyakkuz haline geçtiğini söyleyebiliriz. İlhami Gün’e kırgın üyeler tekrar Ahmet Keskin’in yanında soluğu aldı.
“Yıldırım’ın değişime ve yeni bir kana ihtiyacı var. Üstelik İlhami Gün’ün il yönetimi ile arasının açık olması bizleri de etkiliyor” diyenler, Eski il başkanı Turgut Özkan’ın bu durumu kendi ikbali için kullanıp, İlhami Gün’e perde arkasında destek olurken, mevcut il başkanı Nihat Yeşiltaş’ın da bu durum karşısında Ahmet Keskin’i desteklediği iddiaları…
Diğer taraftan ise bir gün önce bile hâlâ kararsızların olması, Keskin’in hemşehrilerinden bazı delegelerin dahi; “İlhami Gün ile konuştuk. Bu dönemden sonra tek aday olarak Ahmet çıkacak. Şimdi yıpranabilir. O zamana kadar biraz pişmiş de olur. Şimdilik Gün’den memnunuz” yorumları…
Yani son ana kadar kazananın kim olacağı hakkında net tahmin yapılamadığı, oy sayma işlemi tamamlanana kadar adayların, delegelerin diken üstünde beklediği ve kazanan hangi aday olursa olsun sürpriz olmayacağı bir kongreydi.
Ve merakla beklenen 3 ilçeden değişim diyen tek ilçe Yıldırım oldu, bu kez Yıldırım örgütü Ahmet Keskin dedi!
NİLÜFER’DE YİNE YENİDEN ÖZGÜR ŞAHİN!
Mevcut başkan Özgür Şahin, Aytaç Şahin ve Derya Aysel olmak üzere 3 adayla gerçekleştirilen Nilüfer kongresi de kavgasız gürültüsüz tamamlandı ve Nilüfer örgütü Özgür Şahin ile yola devam dedi…
Derya Aysel’in kadın bir aday olmasının verdiği mutlulukla can kulağıyla dinlemeye başladığım konuşmasında maalesef heyecan ve coşkudan eser olmaması üzücüydü.
O kadar iddiasız bir konuşmaydı ki adaydan çok aday sunumu yapan bir partili gibiydi desem yeridir…
Üstelik sahneye çıkmadan önce ekip arkadaşları şahit olduğum ne çok taktik vermiş, motive etmek için ne çok çırpınmıştı…
Ve Derya Aysel’i dinlerken, Nilüferli bir delegenin sözleri geldi aklıma:
“Nilüfer delegesi olarak şunu söyleyebilirim: Her ne kadar aklımızda bir aday belirlesek de, sahnedeki konuşmaları dinlerken son anda fikrimizin değiştiği de çok olmuştur!”
Derya Aysel’den sonra Aytaç Şahin’deydi konuşma sırası.
İddiasız bir konuşmadan sonra mı öyle geldi bilmiyorum ama Aytaç Şahin’in sunumu; alkışlar, sloganlar ile oldukça coşkulu görünüyordu.
Ancak son olarak Özgür Şahin sahneye çıktığında neredeyse yer yerinden oynadı.
Özgür Şahin deneyimli bir ilçe başkanı olarak Aytaç Şahin’e nazaran heyecanını olgunlaştırsa da verdiği coşku geçmiş yıllardan katmerleşerek gelmiş gibiydi…
Kendisini eleştirenlere ve Şadi Özdemir ile olan küskünlüklerinin nedenlerini merak edenlere yerinde ve düzgün bir üslupla;
Meselenin kişisel olmadığını, parti çıkarları ile alakalı olduğunu fazla detay vermekten imtina etse de kırmadan dökmeden anlatabiliyordu.
Sonuçlar konuşma ve coşku sıralamasına göre mi olmuştu sahiden?
En iyi konuşan, kendisini dinletebilen aday olduğu için mi kazanmıştı Özgür Şahin?
Yeniden başkan seçilmesinin nedenini sadece sahnedeki performans ile sınırlandırmak inandırıcı olmaz tabii ki!
İnsanlarla olan sıcak ve doğru iletişimi, dürüstlüğünden ve etik değerlerden taviz vermeyen duruşu, zafer sarhoşluğuyla şımarmayan kişiliği onun bir kez daha bu göreve layık görülmesine sebep olmuştu.
Kaldı ki oy sayımı sona erdiğinde ilk önce rakiplerini kucaklaması, rakiplerinin kaybetme hüznüne engel olma çabası ve “Hep beraber yola devam edeceğiz” sözleriyle de rekabetin bitip yoldaşlığın devam ettiği mesajı; tüm kongrelerde görmek istediğimiz karelerdi…
MUSTAFA BOZBEY’DEN DAHA NE SÖYLEMESİ BEKLENİYOR!
Pazartesi günü Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in göreve geldiği günden beri her ay kamuoyunu bilgilendirme amaçlı gerçekleştirdiği basın toplantısındaydık…
Eylül ayının konu başlığı gençler ve spor üzerineydi.
“Bursa’da gençlik için gerçekten çok şey oluyor! Biz durmuyoruz; gençlerimiz için çalışmaya, üretmeye devam ediyoruz, edeceğiz” sözleriyle başladı konuşmasına ve
“Gençlerimizin eğitimden spora, kültürden teknolojiye her alanda yanında olmaya devam ediyoruz.
Gençler için hayata geçirdiğimiz 15 merkezde 300 bini aşkın gencimiz yararlandı; yeni merkezler için projelerimiz devam etmekte.
Dijital Gençlik Merkezimizde yapay zeka, robotik ve finansal okuryazarlık eğitimleri, binlerce öğrencimize genç kart, kırtasiye ve eğitim desteğinin yanı sıra Türkiye’nin en ucuz ulaşım ücretini sunduk.
17 ilçemizde gerçekleşen uluslararası spor festivaliyle, 100 bini aşkın katılımla 5.098 müsabaka yapıldı. Bursa’da yaşadığı halde Uludağ’ı görememiş binlerce çocuğumuzu kayakla buluşturduk.
Gençlerimizi Bursaspor maçlarında tribünle tanıştırdık.”
Ayrıca İşsiz gençlere fırsat sağlayan meslek edindirme kurslarına daha çok ağırlık vereceklerine de değindi…
Devamında iklim kriziyle beraber yağışların azalması nedeniyle su sıkıntısının boyutlarını veriler, görseller ve çözümleriyle detaylı anlattı.
Özellikle son 3 yılın en zor zamanları olduğunu, geçen yılla kıyaslandığında barajlardaki su miktarının yüzde 20’lerden an itibarıyla yüzde 3’e düştüğünü üzülerek öğrendik.
Bozbey, su seviyesinin Doğancı’da yüzde 6,81 , Çınarcık’ta yüzde 50 , Nilüfer’de ise hiç kalmadığına dikkat çekerek “Çınarcık bypass hattı şu anda kurtarıcı pozisyonunda. Her ihtimali göz önünde bulundurarak çözüm bulmak zorundayız. Çınarcık Barajı’ndaki suyun tamamını içme suyu olarak değerlendirmek istediğimizi DSİ’ye ilettik. Hiç yağmur yağmadığı ve planlı su kesintisi yapılmadığı takdirde bu koşullarda 6 Ekim tarihinde barajlardaki su tükenmiş olacak.” derken,
Su Acil Eylem Planı ile; Bypass hattı hayata geçirilmemiş olsa Eylül ayından itibaren kesintiler olacağını da sözlerine ekledi.
Toplantının yapıldığı gün başlayan yağmur umut olsa da maalesef yeterli olmamıştı. Ve 1 Ekim tarihiyle başlayan günlük 12 saat planlı su kesintileri uygulaması haberi canımızı sıksa da bu kesintilerle stoklanacak su miktarının faydalı olacağı düşünülmekte… Yağışların başlaması ve barajları doldurması ise en büyük temennimiz…
Toplantı bitmiş, su konusu ile çoğumuzun canı sıkılmıştı. Bozbey her zaman olduğu gibi soruları almaya başladı. Haliyle soruların geneli toplantıda anlatılanlardan kafalara takılanlarla alakalıydı.
Ancak mütemadiyen her toplantıda sorulan soru da yine geldi;
“Sayın Bozbey, AK Parti’ye geçecek misiniz? Kamuoyu merak ediyor.”
Acaba Bozbey nasıl bir yanıt verirse bahsedilen kamuoyu tatmin olacak, bu da ayrı bir merak konusu… Belki de esaslı bir törenle yemin etmesi bekleniyordur, bilemiyoruz.
Ve Mustafa Bozbey bilmem kaçıncı kere ve yine büyük bir sabırla, hatta gülümseyerek:
“İnsanlar bana Bozbey diye oy verdi. Ben buradayım. Ama bu söylemler her iki tarafı da yıpratıyor! Arkadaşlar, Bursa’nın birçok sorunu var. Biz işimize bakıyoruz.” şeklinde ve yeniden yanıtlamış oldu.






Yıllardır Bursa suyu ve geleceği damacanalar la dünyaya satılıdı şimdi su yok deniyor Eyer Bursa’da su yoksa Ülkede su yok demektir.Buna acil çözüm bulunması lazım Bursa suyunun satılmasını istemiyoruz.