Cumhuriyet Halk Partisi 81 ilde eş zamanlı olarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla başlattığı üç günlük kapsamlı saha programına Bursa’da da devam ederken,
Bursa’daki tüm ilçelerde gerçekleştirilecek saha ziyaretleriyle halkın sorunlarının dinlenerek çözüm önerilerini yerinde kayıt altına aldığı ve Bursa’nın en ücra köşesindeki sorunun bile hükümet programında yer alacağı belirtiliyor.
Salı günü bu anlamda gerçekleşen basın toplantısında, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi tarafından yürütülen Hükümet Programı çalışmaları ve Parti Programı hazırlık süreciyle paralel olarak planlandığı aynı zamanda CHP’li belediyelere yönelik hukuk dışı müdahalelere karşı bir duruş niteliği taşıdığını da belirtiyordu CHP sözcüleri…
Yani Özgür Özel tarafından aylardır devam eden mitinglere ilaveten amaç; 81 ilde yaşayan vatandaşlara “Her şeye rağmen bizler buradayız. Umutsuzluk yok! Eksik olsa da sizinle milyonlarız ve ya hep beraber ya hiçbirimiz!” mesajını vermek…
Tabii kongre süreci öncesinde örgüt üyeleri, emektarları, emek verenleri, çalışanlarının da gerek ismi geçen, henüz ismi geçmeyen adaylar gerekse örgüte dair sıkıntıları, talepleri ile ilgili bir fizibilite çalışması içerdiği de tahmin edilirken,
Bursa 1. Bölge saha çalışması sorumlusu Yaşar Tüzün’ün:
“Bugün bizimle birlikte diğer bölge milletvekillerimiz de farklı illerde görev başında. Biz de Bursa’da üç gün boyunca sahada olacağız. Tutulan tüm veriler genel merkezimize iletilecek ve kayıt altına alınacak.” şeklindeki sözleri de tahminleri teyit niteliği taşıyordu.
Toplantıya gelirsek; CHP Bursa İl Başkanlığı’nda Nihat Yeşiltaş’ın ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısında,
Genel Merkez tarafından görevlendirilen Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Kocaeli Milletvekili Nail Çiler, Uşak Milletvekili Ali Karaboa, Burdur Milletvekili İzzet Akbulut, Yalova Milletvekili Tahsin Becan, Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Akça Akpek Şenay ile birlikte Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç ve örgüt yöneticileri de toplantıda yerlerini almıştı.
Açılış konuşmasında Nihat Yeşiltaş ve Mustafa Bozbey siyasetin mevcut durumunda yaşananlara ve Bursa özelinde yaşanılan ekonominin olumsuz gidişatına değinirken;
devamında Bilecik milletvekili Yaşar Tözün ve Bursa 2. Bölge saha sorumlusu Aydın milletvekili Süleyman Bülbül, saha programının detaylarını kamuoyu ile paylaştı.
Süleyman Bülbül’ün:
“Cumhuriyet Halk Partisi her tür darbeye karşıdır. 15 Temmuz’daki askeri darbe nasıl halkın iradesine karşı yapılmışsa, 20 Temmuz’da yapılan sivil darbe de öyledir. 19 Mart’ta başlayan yargı müdahaleleri de aynı anlayışın ürünüdür. Ancak biz bu hukuksuzluğa yalnızca meclis kürsülerinden değil, meydanlardan ve sokaklardan cevap veriyoruz. Vermeye de devam edeceğiz.” şeklindeki sözleri ise;
CHP’nin iktidar yolundaki mücadelesinin önümüzdeki süreçte de meydanlardan ve halkla birebir, yılmadan devam edeceğini gösteriyordu.
BİT PAZARINA NUR TOPU GİBİ DİPLOMALAR YAĞMIŞ!
Tam da fetö terör örgütünün sınavlarda, diplomalarda ve devlet kurumlarında hile hurdayla organize olduğunun yavaş yavaş ifşa olmaya başladığı zamanlarda;
Tesadüfe bakın ki oluşan boşluğu bu sahte diploma çetesi doldurmuş.
2012’den beri devletin siber güvenliğine iğne ile tünel kazıp girmeyi başarmış.
Diplomalar, ehliyet ve sahte vatandaşlık bit pazarından hallice pazarlıklarla verilmiş.
Hakkıyla üniversite kazanıp bin bir zorlukla mezun olanlar işsizlikle kıvranırken;
Diplomasını kenara koyup tezgahtar, şoför, amelelikle veya en iyi ihtimalle mesleğini yapmak için umursamaz patronların yanında asgari ücretle hayatını idame etmeye çalışırken;
Bu sahte diplomalı yiğitler (!)
Devlet kurumlarında avukat, mühendis, emniyet personeli,yönetici, idareci,ameliyatlara giren anestezi uzmanı, yüklü seans ücretli psikologlar,
Ve hatta üniversitelerde hakkıyla kazanan üniversitelilere ders veren, gelecek nesillere ışık tutan(!) akademisyen bile oluvermişler…
Ve muhakkak kopya çekmenin kötülüğünü ve çok çalışırlarsa iyi yerlere geleceklerini ve belki de kendi sahte başarı hikayelerinden örnekleyerek tavsiyeler de vermişlerdir.
Yazık çok yazık!
Bizler hala ülkenin yakın zamanda yaşadığı kurumlara sızan terör örgütünün verdiği zararları atlatamamışken,
Liyakatsızlıktan bir türlü kurtulamamışken,
Geçtiğimiz seçim dönemlerinde ölen vatandaşlarımız üzerinden oy devşirildiğini tartışırken,
Son yıllarda yaşadığımız deprem felaketinde heba olan hayatların yasını tutarken;
Bu çete; ölen vatandaşların sicil, kimlik ve isim sütunlarını değiştirerek diplomalarını kullanmış ise;
Kaybettiğimiz değerlerin kutsiyetinin korunacağına,
Azılı suçluların suçluları tutuklayacak, yargılayacak pozisyonlara gelmiş ise;
Güvenliğimizin emin ellerde olduğuna,
Bomboş zihinleriyle mis gibi çocuklarımıza ders verip üstüne notla değerlendirmişlerse;
Gençlerin emeğinin heba olmadığına,
Yıllarca kimsenin hakkı yenmez denilen KPSS sınavına takılıp hayattan kopanların yerine 50 bin lira vererek atanmışlar ise;
Liyakatın esas alındığına,
İddia edildiği gibi sahte tapu düzenlemesi yapılmış ise;
Mal güvenliğimizin olduğuna,
Sahtekar hekimler, anestezi uzmanları tedavi ve cerrahi müdahalelerde görev almışlar ise; Gittiğimiz sağlık kurumlarındaki doktorların diplomalarının gerçek olup olmadığına dolayısıyla can güvenliğimizin olduğuna nasıl inanacağız!
Bu mevzu sıradan adi bir dolandırıcılık değildir!
Bu mevzu 13 yıldır milyonların hakkını yiyen, umutlarını bitiren, maddi manevi büyük bir zarara neden olan ve en önemlisi geleceğe, insanlara, kurumlara dair güveni kökten yakan, yıkan, öldüren büyük bir güven katliamıdır!
…
Ayrıca medyaya da yansıyan bilgiler ışığında, çete üyeleri defalarca benzer suçlardan hapise girip çıkmış,
Aldıkları cezalarla ıslah olmaları bir tarafa,
Her dışarı çıktıklarında suç potansiyellerini daha kapsamlı ve organize hale dönüştürmüşler.
Sonuç itibari ile toplum ve devlet kurumlarının güvenliği açısından ciddi risk oluşturdukları ayan beyan ortaya çıkmıştır.
Mesele tahminlerimizin belli ki çok ötesinde!
Bu nedenle çetenin çökertilmesi ve verilecek cezaların emsal olması mühim ve tam anlamıyla hayatidir!
Konu hakkında görüşlerini beyan eden “gerçek diplomalı hukukçular” ise:
Bu kişilerin evrakta sahtecilik, bilişim veya gizli bilgileri ele geçirmek gibi suçlardan yargılandıkları takdirde münferit bir olay olarak görülebileceğinden 5-10 yıl gibi bir süre ve hatta daha az bir ceza ile kurtulabileceklerini,
Ancak davanın bir suç örgütü olarak ağır ceza mahkemesine gitmesi halinde verilecek cezanın da değişeceğini ifade ediyorlar…





