Ülkemiz günlerdir yangın felaketiyle üzülüyor, mücadele ediyor.
Binlerce canımızı, yeşilimizi, mavimizi, umudumuzu, geleceğimizi, nefesimizi kaybettik.
Ciğerlerimiz ağır hasar aldı, kalbimiz eskisi gibi düzenli atmıyor ve belki de atmakta da çok zorlanacak artık!
Evet, çok acı günlerden geçiyoruz. Hatta öyle bir acı ki milli yas ilan edilecek kadar…
Belediyeler, kurumlar, köylüler ve vatandaş elinden gelenin çok üstünde bir çaba sergiledi.
Belediyeler tüm kaynaklarını seferber ederken;
Vatandaş kazma kürekle, traktörüyle bazen elindeki damacana hatta pet şişelerdeki su ile söndürmeye çalıştı yüreklerdeki bu ateşi…
Ve görev sorumluluğunun çok ötesinde canı pahasına yangının içine dalan itfaiye erinin “80 milyon insanın vebali var. Buradan ayrılamam.” diyerek hayata veda edişine bile tanık olduk bu süreçte…
Ve millet olarak her felakette olduğu gibi yine tek yürek olup, içimiz yanarak ve yine birlik beraberliğin gururunu yaşasak da;
Asıl mesele neden her felakette en büyük sorumluluk hep vatandaşın sırtına, yüreğine yükleniyor!
Kaldı ki bu sorumluluk; vatandaşın oylarıyla görevlendirdiği, vergileriyle desteklediği mal ve can güvenliğini yasalar güvencesiyle emanet ettiği “yetkili” kurumların değil midir?
…
ORMAN İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN İTİBARDAN TASARRUF TEDBİRLERİ!
Bildiğimiz üzere Devlet Kurumlarının gerektiği zaman kullanmak üzere kaynakları vardır ve o kaynakları vatandaş olarak hatrı sayılır vergilerle bizler temin ediyoruz.
Dün Özgür Özel Orman İşletme Genel Müdürlüğünün elinde kullanılmak üzere 32 buçuk milyar türk lirası gibi bir tahsisat olduğunu ve bu rakamın sadece yüzde 38’inin kullanıldığını ifade etti.
Helal olsun!
Çünkü bu demek oluyor ki şimdiye kadar pek ihtiyaç olmamış.
İyi de son günlerde çıkan yangınlar nedeniyle fazlasıyla ihtiyaç olduğu da net şekilde görülmekte…
Üstelik madem böyle bir paraya sahibiz, neden yangınlara kiralık uçaklarla müdahale etme daha doğrusu yeterince edememe durumunda bırakılıyoruz ki?
Ve bugün Evrensel Gazetesinin manşete taşıdığı habere göre;
“Orman İşletme Genel Müdürlüğünün 12 milyar liralık faiz geliriyle elde ettiği 56 milyar liralık bir karı olduğu belirtilerek gelirin faiz için kullanıldığı iddia ediliyor.”
İlginç çok ilginç. Üstelik faiz de günahken!
Neyse diyelim ama hal böyle iken 2024’te kiralık yangın uçaklarına toplamda neden 3.7 milyar ödemişiz!
Kaldı ki ödenen kiranın faiz ve kara oranı yüzde 5 buçuk iken bu parayla kendi uçaklarımızı alamaz mıydık?
Dahası uluslararası bazı marka firmaların 10 uçak, 10 yıllık bakım desteği, Orman İşletme Genel Müdürlüğü bünyesinde yangına müdahale, yangın ihbar, ikaz sistemleri dahil kiralık uçaklara kıyasla oldukça makul satış teklifleri sunduğu halde bakanlık tarafından kabul edilmeyip ille de kiralık uçak tercih ettiği iddiaları doğru ise mantığı nedir?
Zira anlamayışımızı cehaletimize verin ve cahile anlatır gibi rica etsek bizlere de anlatın!
…
Ve pek tabii ki itibardan tasarruf olmaz, olmamalı!
Bizim geleceğimiz, kutsalımız itibarımız atalarımızın kanlarıyla sulanmış vatan toprağımızdır. Tasarruf söz konusu bile olmamalıdır!
İtfaiye erinin maskesinden, koruyucu kıyafetinden tasarruf olabilir mi?
Ormanlar cayır cayır yanarken, gece görüşlü uçak alıp yangınlara müdahale gücümüz varken;
Kiralık hava uçakları gece görüşü olmadığından yangına müdahale edemiyorsa, ormanlarımız bir bir küle dönüyorsa, donanımlı uçaklar almayarak tasarruf düşünülebilir mi?
Müdahalelerin ekonomik ve fiziksel sorumluluğunun büyük kısmı belediyelere yüklenerek tasarruf yapılabilir mi?
İmkanları yetersiz kaldığında da eleştirilebilir mi?
Ve tüm yetki ve sorumluluğu güvenerek verip, vergileriyle de destekleyen vatandaşı üstüne üstlük felaketlerde birincil görev üstlenme durumunda bırakıp tasarruf düşünülebilir mi?
…
Sorumluluklar öncelikle yetki verilen ve alan yöneticilere ait değil midir?
Yazımı kaleme aldığım sırada camilerden anons geçiyordu: “Yangın nedeniyle yaşanan ve devam eden mağduriyetler nedeniyle destek vermek isteyen vatandaşlar ayran, su, eldiven vesaire gibi yardım malzemelerini mahalle meydanına getirebilir.”
Tabii ki duyarlı her insan gibi yardım destek olacağız, olmalıyız da!
Zira günahtır deyip felaketlerde dahi faiz gelirini bozmaya kıyamayan asıl yetkili kurumlara,
Manevi dünyamızı zenginleştirsin diye vergilerimizle ultra zenginleştirdiğimiz diyanete ve daha nicelerine verdiğimiz destekler düşünüldüğünde,
Atatürk’ün “Vatan toprağı kutsaldır kaderine terk edilemez!” ifadesinden yola çıkarak her ne kadar yetkili olmasak da vatan topraklarımızı tabii ki kaderine bırakmayacağız. Elimizden geleni yapıp sorumluluğu yine bizler yiğitçe alacağız.
Ancak yiten canları, kül olan ağaçları, sorumsuzluğa kurban edilmiş közleşen topraklarımızı, susuz kalan göllerimizi, grileşen mavi gökyüzümüzü gördükçe demokratik haklar gereği asıl irade ve egemenliğin milletin olduğunu da daha çok hatırlayacağımız, unutmayacağımız, unutturmayacağımız da muhakkak!





