Bolu Kartalkaya’da 80 canımızı bir yangında kaybetmenin hüznünü yaşıyoruz hepimiz…
Yine bağıra bağıra gelen bir felaketin sorumlusu kim veya sorumluluğunu alan olur mu diye izlemekle yetiniyoruz maalesef.
Olayın muhatapları birbirini suçlayıp üzerlerindeki kiri pası temizlemeye çalışırken
diğer taraftan toprağa verilen canların cenaze törenlerinde, hep bir ağızdan helallik alınıyor ve acaba konuşabilselerdi onlar helal eder miydi diye düşünmeden…
Ve tabii ki siyaset!
Ve yine maalesef ki yaşanan her büyük felakette olduğu gibi…
…
Acı olayın başlangıç sürecini özetleyecek olursak;
Turizm bölgesindeki bir otel ve değişen yönetmelikle beraber her türlü denetimden sorumlu olan Kültür ve Turizm Bakanlığı…
Diğer tarafta sömestr tatili öncesi çoğu Turizm bakanlığının başındaki isim yani Bakan Mehmet Nuri Ersoy’a ait tur şirketinin organizasyonunda gerçekleşecek kalabalık bir müşteri trafiği veya turizmcilerin tabiriyle “misafirler” ağırlanacağı için Aralık ayında otel sahipleri bir koşuşturma ve hazırlık içine giriyor.
Yılın en yoğun zamanı yaşanacağı gibi otel ücretinin fahiş fiyatları nedeniyle muhtemelen çok kaliteli, güvenilir bir hizmet bekleyen müşteriler sayesinde gün sonunda büyük kârla kapatılacağı düşünülen bir tatil sezonunun heyecanı yaşanıyor tam tamına felaketten bir ay önce…
Haliyle son hazırlıklar tamamlanırken yangın güvenliği için alınması gereken raporun da turizm bakanlığına teslim edilmesi gerekiyor.
Ve 12 Aralık günü Bolu belediyesine başvuruluyor.Birkaç gün içinde de İtfaiye birimi denetlemesini yapıyor ve Bolu Belediyesinin kamuoyuyla da paylaştığı raporlara göre birçok maddede yetersiz olduğu belirtiliyor.
Fakat raporu alan otel sahipleri bunca yetersizliğin belgelendiğini görünce belediyeden talep ettikleri bu raporun iptalini istiyor.
Ve yetkililerin imzasıyla iptal gerçekleşiyor.
…
VE SONRASI!
Yangın sonrası rapor gündeme gelince de 3200 metrekareye sahip bu otel için Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2 Ocak 2025 tarihli Bolu Belediye Başkanlığı İtfaiye Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve otel içinde yer alan 70 metrekarelik bir kafenin “yangın yönetmeliğe uygun” olduğunu belirten bir denetim raporunu paylaştı. Akabinde de raporda imzası bulunan Bolu Belediye Başkan yardımcısı Sedat Gülener, soruşturma kapsamında gözaltına alındı.
Bakanlığın ve Bolu Belediyesinin birbirinden tamamiyle farklı açıklamaları devam ederken,
Turizm Bakanlığına verildiği söylenen bu raporun sadece oteldeki kafeye ait olduğu, Gülener’in kafe için imzaladığı, otelin bilindiği üzere 70 metrekareden mislice büyük olduğunun dikkatlerden nasıl kaçtığını veya nasıl bir bağlantı kurulduğunu anlamak ise mümkün değil!
Hele ki Turizm Bakanının şirketinin devamlı tur organizasyonu düzenlediği bir otel hakkında bilgi sahibi olmaması oldukça düşündürücü…
…
İyi de Bolu Belediye Başkanının söylemlerinden yola çıktığımızda ise yönetmelik gereği yetkisi olmasa da konumu gereği sorumluluğu yok muydu?
Kaldı ki birçok konuda lafını esirgemeyen Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, yeterlilik vermediği bu otel hakkında turizm bakanlığına bir yazı gönderemez miydi?
İptali için talep gelse de kabulü için imzalamamakta direnemez miydi?
Veya hiç değilse denetimini yaptığı ve yetersizliğini raporladığı bu işletmenin hala önlemleri alınmadan çalışır durumda olduğunu kamuoyu ile paylaşamaz mıydı?
Ve her ne kadar mesele iktidar ve muhalefet arasında kim suçlu, kim daha suçlu meselesine evrilmeye çalışılsa da,
İlginç şekilde yangının çıktığı otele onayı veren “yetkili bakanlık” muaf tutulup, tüm sorumluluk bu konuda “yetkisiz belediyeye”yükleme çabasına girilmiş olsa da,
Burada mesele adil bir yargılama, siyasetten uzak tutulması gereken kayıp giden hayatlar, geride bıraktıkları gözyaşları ve göz yumdukça devam eden felaketlerden başka bir şey olmadığı gibi,
Ne siyaset ne güç savaşları, ne koltuk ne de rantın insan hayatından daha mühim olmadığı gerçeği…
…
Bizler ise ölenlerin arkasından yine malum sorularla cebelleşirken, sorumluların ayan beyan ortada olduğu ama sorumluluğu kimsenin almaya yanaşmadığı bir döngüye yine girmişken,
İnsan olmanın ve vicdani olarak bir daha bu acıların yaşanmaması için bu suça ortak olan kim varsa,
Mahcubiyet duyarak ve onurlu bir şekilde görevlerinden istifa ederler mi, ticari ahlaktan uzak, insan hayatını hiçe sayan işletme sahipleri cezalandırılır mı? diye bir umut kırıntısıyla beklemeye geçmiş durumdayız…
Her ne kadar yaşadığımız tecrübelerle sonucun ne olacağını tahmin etsek bile…





