Günlerdir beklenen ve en son perşembe ya da cuma günü açıklanacağı söylenen asgari ücret zammı ani bir kararla akşam namazına müteakip işçinin ve emekçinin selası okunarak açıklandı.
Enflasyona ezdirmeyeceğiz denilen asgari ücretle ücretlinin üzerinden silindirle geçildi.
“Suriyeli göçmenler giderse biz ucuz iş gücünden nasıl faydalanırız? Batarız, biteriz!” diyen iş verenlerin de sözleri dikkate alınarak;
“Alın size ucuzun da ucuzu iş gücü! Üstelik de (sözüm meclisten dışarı) made in turkey” diyerek “günlüğü 750 lirayı bile bulamayan yevmiyeyle çalıştırabileceğiniz, başta biraz şaşırsa da, iki sosyal medya mesajıyla trip atsa da yapacak hiçbir şeyi olmayan, arkası kollanmayan, sahipsiz müthiş bir iş gücü!” der gibi bir hizmet sunuldu işçinin üzerinden nemalanmaya alışkın bir kısım ehil iş insanlarına…
Evet, ne arkası ne dayısı olmayan
Sözde işçinin temsilcisiyim deyip sözde aniden yapılan toplantıya katılmayarak tavrını gösteren TÜRK-İŞ’in bile aslında kendi işine baktığı, savunamadığı, sahip çıkamadığı bir kesimden bahsediyoruz.
Yüzde 47 deseler de yüzde 70’lere dayanan bir enflasyon oranından bahsediyoruz.
Her ne kadar yüzde 40 diye tuttursa da sayın bakanımız maksimum düzeyde ter döküp, asgari ücretle yerin dibine sokulan yüzde 54-60’lık bir kesiminden bahsediyoruz.
Ve ülkenin siyaseten kaderini değiştirebilecek oy potansiyeline sahip bir kesiminden bahsediyor isek eğer şu an itibari ile meselede çözümü de tamamen ana muhalefet partisinin dirayetine, tutarlılığına ve seçmenini, vatandaşını sahiplenmedeki tutumuna kalmıştır.
Zira ana muhalefet partisi yaşadığı sorunlardan bunalan, çare arayan kesimin umudu konumundadır.
Bu nedenledir ki liderinin de bu beklentileri karşılayacak kudrette olması, herkese canım cicim diyerek sempatik görünme çabalarından ziyade aslolana yani kendine ümit besleyen kesime karşı korumacılığını, tarafgirliğini göstermek zorundadır.
Ancak mizacı nedeniyle bunu yapamıyorsa gerek partisinin gerek ona güvenen seçmenin menfaatleri icabı liderliği hakkıyla yapabilecek, halkın güvenini kazanmış lider mizacına sahip yepyeni birine koltuğu teslim etmelidir.
Şu saatten sonra,
22 bin 104 lira ile geçinememeye mahkum edilmiş yüzde 54’lük bir kesimden aldığı üç kuruşla markete gidemeyen emeklisine, atanamayan öğretmeninden işsizlikten yılmış milyonlarca gencine kadar daha nice nice maddi geçim kaybı olan bunca vatandaş…
Yani bunca seçmen varken ana muhalefet partisi bir şey değil çok şey yapacak duruma gelmiştir.
Ve hatta boş lakırdılara prim vermeden asıl meseleye odaklanma kıvamındadır genel ortam.
Şu saatten sonra ne geri alamayacakları minnak maaş zamları için söylemler ve tepkiler,
Ne meydanlarda tencere eylemleri… Bunların hiçbirinin evine ekmek götüremeyen vatandaşa çare olmayacağı muhakkakken,
Muhalefet gücünün farkında olarak ve gereğini yaparak erken seçime enerjisini vermek zorundadır.
Zira vatandaşın bunca ekonomik sorunları, memnuniyetsizliği ve yılgınlığı neticesinde iktidar olmak için böylesi müsait bir zeminde sağlam adımlar atılmazsa,
Tüm sorunların müsebbibi olarak görülmekle beraber sorunlu bir ana muhalefet partisi olarak yaftalanabileceklerini unutmamaları,
Ve tıpkı meclis kürsüsünden “Geçim yoksa seçim var!” şeklinde seslendikleri gibi ama bu kez rota belli diyerek,
“Tam yol ileri” kararlılığıyla…





