Bugün “Dünya Barış Günü”
Ne güzel geliyor kulağa değil mi?
Sanki dünya bu güzel günle beraber barışa ermiş gibi,
Sanki insanlar ne toprak, ne su, ne petrol, ne din, dil, ırk, ideoloji, etnik köken, cinsiyet, siyaset vs gibi hiçbir şey için ne kavga, ne savaş…
Sanki herkes herkesi anlayabilecek zihne, fikre, yüreğe erişmiş gibi hisler uyandırıyor…
Ve keşke keşke öyle olsa…
1 Eylül 1939 tarihinde Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesiyle 2. Dünya Savaşı başlamış, bu savaşta binlerce insan yaşamını kaybetmiş,
bu acı ve yıkım karşısında sürekli bir barışa ulaşmak için Birleşmiş Milletler kurulmuştur. Bu kuruluşun 5 daimi temsilcisi de bildiğiniz üzere Çin, İngiltere, Rusya, Fransa ve ABD’dir.
Bugünün başlangıcına baktığımızda ise Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1981’deki 57. birleşiminde, Genel Kurulun açılış günü olan her Eylül’ün üçüncü salı günününü “Uluslararası Barış Günü” ilan etmiştir.
Nasıl bir ironi ama!
Kaldı ki 5 daimi temsilcisi savaş için en fazla silah üreten ülkeler değil midir?
Her neyse diyelim ve devam edelim;
Ükemizde ise, 2. Dünya Savaşının başlangıcı olan 1 Eylül tarihi “Dünya Barış Günü” olarak ilan edilmiştir. Bu anlamlı günü ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” sözlerini kanıksayarak,barışı savunan devletlerin,barış için mücadele eden tüm insanların Dünya Barış Gününü kutluyor ve umutla belki bir gün belki gerçekten tüm dünyaya barış gelmesini diliyorum…
Ancak ülkemizin bulunduğu coğrafya maalesef yangın yeri iken,
Bize sıçrar mı diye her an yaşadığımız gerilim,
diğer taraftan bir insanlık dramı yaşanan Filistin ve sözde barışı tesis görevi üstlenen ülkelerin bu yangınları körüklediğini de biliyorken,
Ve daha nice nice soğuk, sıcak kimi aba altında kimisi bağıra bağıra barışı baltalayanlar varken…
Ve savaş acıdır, göz yaşıdır, kayıptır, açlık, sefalettir, vatansızlık, sömürü ve karanlıktır…
Halbuki barış öyle mi?
Emperyalist ülkelerin en sevmediği duruştur, varlıktır,refahtır, bağımsızlıktır,özgürlüktür,gülümseyiştir, huzurdur, yurttur,yuvadır,mutluluk ve aydınlıktır…
Fakat maalesef ki sözde Dünya Barış gününü çoğunluğumuz; savaşlardan beslenen ülkeler, bazı büyük şirketler ve bu zihniyetteki insanlar nedeniyle kutlamaktan çok ancak umut içinde beklemekle yetiniyoruz.
Hal böyle iken hiç değilse ülkemizde, birbirimizle barışabilsek,
Hiç değilse bunu denesek,
Gerek siyasette, gerek sosyal hayatımızda, işimizde, özelimizde birbirimize saygı gösterebilsek,
Bizimle aynı düşünmüyor diye,
Farklı kültürlerden, inanıştan, etnik kökenden,
Farklı siyasi görüşten hatta farklı cinsel tercihinden ötürü birbirimize meydan okuyup savaşlar açmasak,
Bari bizler birbirimizle barışsak ve aslında kendimizle…
En azından barışmak için bir adım atalım.
Lakin zaten üç tarafımız o kadar çok düşmanla çevrili ki,
O kadar çok bekleyen var ki içten içe birbirimizi tüketmemizi bekleyen,
Hiç değilse biz dost kalmayı başarabilelim ki kalkan olsun tüm taaruzlara…





