Geçtiğimiz günlerde BURULAŞ’ın hizmete sunduğu yeni araçlar için düzenlenen törendeydik. Ayaküstü sohbet ettiğim BURULAŞ Genel Müdürü Fahrettin Beşli ile hayırlı olsun ziyareti için de konuşmuştuk. Hemen akabinde özel kaleminin aramasıyla da birkaç gün sonra ziyaretimi gerçekleştirdim.
Hazır gitmişken BURULAŞ ile ilgili birkaç soru da hazırlamıştım.
Fakat maalesef soramadım!
Makamına gittiğimde oldukça sıcak bir karşılama ve en sevdiğim içecek olan Türk kahvelerimiz gelirken, ben de not defterimi masanın üstüne koymuş oldum.
Ancak Fahrettin Bey:
“Yalnız Çağla Hanım siz hayırlı olsun ziyaretine gelmiştiniz diye hatırlıyorum” derken espirili bir dille;
“Aslında haklısınız” diye güldüm ve “siz de köşe yazarlığı geçmişinizden beni anlarsınız maalesef mesleki deformasyon”dedim ve kahve eşliğinde sohbetimize devam ettik.
Verimli bir ziyaret olduğunu söyleyebilirim.
Çünkü Fahrettin Bey her ne kadar iş konuşmayalım, soru almayayım dese de, sohbet sırasında aldığım bazı detaylardan alanında biriktirdiği tüm bilgi ve tecrübesini, Bursa’nın ulaşım sorununu vatandaşın beklentileri ve ihtiyaçları doğrultusunda halletmek için kullanacağını anlamış oldum.
Ayrıca asker kökenli olmasının da vermiş olduğu donanımla işinde disiplin, mükemmeliyetçilik ve hedef odaklı bir stratejisi olduğunu da, İstanbul’daki çalışmalarından dolayı çoğumuz biliyoruz.
Zira Ekrem İmamoğlu İBB Başkanı seçilip kadrosunu kurarken, o dönem Bursa’da olan Fahrettin Beşli’ye açık bir teklifle, Esenler’deki İstanbul Otogarının ülke çapında bilinen kötü namından kurtulması ve düzene sokması için Beşli’yi göreve çağırıyor. Ve diyor ki;
“Gel ve geç başına, otogarı düzelt.”
Sonrasında da İBB’nin 17 daire başkanlığının yer aldığı İstanbul Otogarı’nda yapılan ve yapılacak her şey için sadece Beşli’yi muhatap alarak ona olan güvenini ve verdiği önemi de gösteriyor.
Fahrettin Beşli de bu güvenin hakkını veriyor. Kendi deyimiyle “Alışılmış Otogar kültürünü değiştiriyor.” Öylesine bir fiziksel, sosyal ve kültürel değişim yapıyor ki, İstanbul’un en sorunlu yerlerinden sayılan Büyük İstanbul Otogarında alınan netice sonrası Ekrem İmamoğlu basın tanıtımında:
“İstanbul otogarı değişim hikayemizin en güzel örneğidir” şeklinde ifade ediyor.
Ancak Fahrettin Beşli tüm övgülere,başarılarına ve yabancı olmadığı mevki makama rağmen ego zehrini tatmamış oldukça mütevazi bir insan ve başarılarını ballandıra ballandıra anlatmayı da pek sevmiyor.
Bu mütevaziliği, doğallığı ve iletişim yeteneğinden çalışanlar da oldukça memnun…Sanki yeni gelmiş bir genel müdürden ziyade yıllardır çalışma arkadaşıymışlar gibiydi ilişkileri. Hatta görüşme sonrası konuştuğum birkaç çalışan Beşli’nin her sabah günaydın ve motivasyon cümleleriyle işe başladıklarını belirtiyor ve bu nedenle “işimizi en iyi şekilde yapmak için yarışıyoruz” diyorlardı.
Bunları duymak güzeldi. Malum bazı makam sahiplerinin kibrinin ağırlığı ne çok yormuş ve kızdırmıştır birçok kez çoğumuzu…
Görüşme sonunda Fahrettin Bey’e “İstanbul mu Bursa’ da mı çalışmak, yaşamak daha güzel?” diye sordum.
“Bursa benim memleketim ve evimde gibiyim burada. İstanbul güzel bir şehir ama nüfus yoğunluğu, kalabalığın her geçen gün daha da artması vs derken kıyasladığımda Bursa’da yaşamak çok daha güzel…”
Son olarak şunu da belirteyim; Fahrettin Beşli ile sohbetimizdeki bazı cümlelerinden anladığım kadarıyla, önümüzdeki süreçte de siyasette bir yerlere gelme derdi ve isteği olmadığı gibi tek amacı BURULAŞ’ta aldığı görevin tam anlamıyla hakkını vermek o kadar…
Tabii ki bu arada Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in de hakkını vermek gerek; çünkü doğru zamanda, doğru yerde, doğru kişiyle yol alındığında başarı mutlak gelecektir.
Ve umuyoruz ki, İstanbul Otogarındaki gösterdiği başarıyı Bursa’nın en büyük sorunlarından olan ulaşımda da yaşatır Fahrettin Beşli bizlere…





