Türkiye siyasetinde gerilim ve şiddet dili durulmadığı gibi, yerel yönetimlerde bu atmosferden payını almaya devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in, “Başkan Burada” programı kapsamında Değirmenönü Mahallesi’nde gerçekleştirdiği saha çalışması, ne yazık ki demokrasiye ve halk iradesine gölge düşüren bir saldırıyla gündeme geldi. Konuşması esnasında Başkan Bozbey’e yönelik yumruklu saldırı girişimi güvenlik güçlerinin zamanında müdahalesiyle engellendi.
Olayın hemen ardından Bozbey’in sergilediği soğukkanlı ve kucaklayıcı tavır, provokasyon diline prim vermeyen bir siyaset anlayışının da göstergesi oldu. Yaptığı açıklamada, hiçbir girişimin Bursa’ya hizmet etme kararlılıklarını sekteye uğratamayacağını vurgulayan Bozbey, şu ifadeleri kullandı:
“İşimizin başındayız. Hiçbir provokasyon bizim Bursa’ya hizmet aşkımızı engelleyemez. Bursa’nın tüm ilçelerinde, tüm mahallelerinde buluşmaya devam edeceğiz. Gece gündüz Bursa’mız için çalışmayı sürdüreceğiz. İhtiyaç sahiplerinin, emeklinin, emekçinin yanında olduk, olmaya devam edeceğiz. Provokasyonu boşa düşüren Yıldırımlı hemşehrilerime ve görevlerini layıkıyla yapan polislerimize teşekkür ediyorum.”
Saldırının, eski bir meclis üyesi R.B. ve ağabeyi tarafından gerçekleştirildiği, her iki ismin de hukuk önünde hesap vereceği belirtilirken; bazı çevrelerin yaşanan bu şiddet olayına “işten çıkarılmış”, “meclis üyeliğine kabul edilmemiş” gibi söylentilerle kılıf araması ise adeta şiddeti meşrulaştırma çabası gibiydi.
Üstelik bu iddiaların gerçek dışı olduğu, işten çıkarılma meselesinin önceki dönem belediye başkanı Alinur Aktaş döneminde yaşandığı,
Yıldırım Belediye Meclis toplantısında meclis üyesi Emel Duman’ın net bir dille ifade etmesiyle,
Doğrudan halkın iradesine yönelik bir eylem olduğunun da teyit edildiğini söyleyebiliriz.
OSMANGAZİ MECLİSİNDE SİYASETİN GÜLÜMSETEN YÜZÜ
Bursa siyasetinde can sıkan bu olayın yanında, yüzümüzü gülümseten gelişmeler de yaşandı.
Osmangazi Belediyesi’nde 2026 yılının ilk meclis toplantısı, şiddetin karşısında umut veren bir tablo sundu. CHP’li Meclis Üyesi Özlem Bodur’un uğradığı şiddetin ardından AK Parti grubunun çiçek sunması, siyasette nadir görülen ama her zaman beklenen bir nezaket örneği olarak kayda geçerken;
AK Parti, CHP ve MHP grup sözcülerinin ve Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın, Mustafa Bozbey’e yönelik saldırıyı kınayan mesajlarının ardından; Aydın’ın özellikle MHP grubunun yılbaşı etkinliklerine yönelik eleştirilere verdiği esprili yanıtlar, soruyu soran meclis üyesi dahil yine tüm salonu gülümsetti.
Toplantıda bütçe disiplini ve tasarrufa vurgu yapan Başkan Aydın, Osmangazi Belediyesi’nin mali tablosuna ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“2025’i yüzde 12 tasarrufla kapattık. Gelir-gider dengesinde Türkiye’de ilk yüzde 1’lik dilimdeyiz.”
Şeffaflık ve açık ihale vurgusu da konuşmanın öne çıkan başlıkları arasındaydı. Osmangazi Belediyesi Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi (BAREM) hakkında yöneltilen eleştirilere değinen Aydın, merkezin kullanım koşullarının değişmediğini; satış, kiralama ya da özelleştirmenin söz konusu olmadığını da net bir dille ifade etti.
ANAHTAR PARTİDEN ARTAN YÜK, SORUNLAR VE ÇÖZÜM
Bursa bugün yalnızca şikâyet eden değil, çözüm arayan da bir şehir. Trafik, su, kentsel dönüşüm, çevre…
Bu başlıkların hiçbiri yeni değil. Ancak özellikle büyükşehirlerde artan nüfus, bu sorunları artık ertelenemez hâle getirmiş durumda.
Haftanın sonuna doğru Anahtar Parti Bursa İl Başkanlığı’nın davetiyle katıldığımız 2025 değerlendirme toplantısı da tam olarak bu noktaya işaret ediyordu. İl Başkanı Fikret Aslan, meseleyi şu sözlerle özetliyordu:
“Mesele tek bir dönem ya da tek bir yönetim değil; uzun yılların biriktirdiği plansızlıklar… Bursa’nın sorunları bugünün belediyeleriyle başlamadı. Bugün yaşadıklarımız, dün cesaret edilmeden ertelenen kararların sonucudur.”
Eleştiri Değil, Yol Haritası:
Devamında sorunlara karşı çözüm önerileri de detaylı şekilde paylaşıldı. Bu yönüyle toplantı, yalnızca eleştiren değil; çözüm üretmeye çalışan bir muhalefet anlayışını da ortaya koyduğunu söyleyebilirim.
Özetle Aslan’ın öne çıkan önerileri şunlardı:
Anahtar Parti’nin temel yaklaşımı,
Adil ve Şeffaf Yatırım Endeksi oluşturulması. Kamu yatırımlarının nüfus, üretim gücü, ihracat ve ihtiyaç kriterlerine göre dağıtılması ve bu raporun her yıl TBMM’ye sunulması.
Ulaşım başlığında ise tespit netti:
“Ulaşım artık bir trafik sorunu değil, bir yaşam kalitesi sorunudur.”
Raylı sistemlerin güçlendirilmesi, deniz ulaşımının aktif kullanılması ve yayalaştırılmış kent merkezleri öncelikli çözüm alanları olarak sıralandı.
Kentsel dönüşüm yaklaşımı ise şu cümleyle özetlendi:
“Kentsel dönüşüm bina yapmak için değil, can kurtarmak için yapılır.”
Risk temelli dönüşüm, yatay mimari ve dört paydaşlı adil modelle sürecin hem adil hem sürdürülebilir olması hedefleniyor.
Fikret Aslan’ın iletişimi güçlü olduğu kadar, açıklamalarının altı da doluydu. Sorulan hiçbir soruyu cevapsız bırakmadı. Yerelde CHP belediyelerine rakip bir dille yaklaşmazken, mevcut iktidarı ise “zararı paylaşmayan, yalnızca kârın büyük payını alan ortak” gibi benzetmelerle çokça ve sert şekilde eleştirdi.
Ayrıca 79 ilde teşkilatlanmayı tamamladıklarını, saha çalışmalarına başladıklarını ve anketlerde üçüncü sırada yer almaya başladıklarını da ifade etti.
Ülke siyasetinde ivme kaybeden bir iktidar ve merkez sağda belirgin bir boşluk olduğu gerçeği ortadayken;
Ve kapsayıcı bir siyasi partinin bu boşluğu doldurması gerektiğiyle ilgili tespitler gittikçe çoğalırken;
Acaba bu boşluğu Anahtar Parti doldurur mu?
Mevcut milliyetçi, milliyetçi- muhafazakar, demokrat partilerin hızla artan güven kaybı düşünüldüğünde,
Ve doğru bir strateji ile devam etmeleri halinde neden olmasın!
ÖZGÜR BASIN OLMADAN DEMOKRASİ OLMAZ
Cuma günü ise biz gazeteciler için özel bir gündü.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlikte, özgür basının önemi bir kez daha vurgulandı. Programda konuşan Başkan Mustafa Bozbey’in şu sözleri özellikle dikkat çekiciydi:
“Gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabildiği bir ortamdan söz etmek bugün mümkün değil. Tüm baskılara rağmen gazeteciliği tarafsız ve sorumlu biçimde sürdüren basın emekçilerinin emeği çok kıymetli.”
Her gazeteci adına bir fidan dikileceğinin açıklanması, gazeteciliğin toplumu ve geleceği yeşerten bir meslek olduğuna dair sembolik ama anlamlı bir mesajdı.
Çünkü gazetecilik; baskılar, ekonomik zorluklar ve güvencesizlik nedeniyle onore edilmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor.
Çalışan” Gazeteciler Gününde;
Gazeteci olduğu halde iş bulamayıp başka sektörlerde Çalışan,
Öte taraftan belirlenen yoksulluk ve hatta açlık sınırının altında maaşlarla gazetecilik mesleğini sürdürmeye Çalışan,
Ya da Bağımsız gazetecilik yapmaya çabalayıp, birkaç reklam geliriyle ayakta durmaya Çalışan,
Ve tüm bu saydıklarımızı gördükçe, haline binlerce kez şükreden,gazeteciliğin ekonomik itibarını kurtardıkları için bizim de gurur duyduğumuz müteahhit, iş adamı patron odaklı Çalışan arkadaşlarımızın da,
“10 Ocak Çalışan Gazeteci Günü” bir kez daha kutlu olsun…






Kentsel değil önce KÖYSEL dönüşümü lüzum görmemeleri halen Bursa üretiminin gerçekçiliğini farketmediklerini gösteriyor.
Bursa bir TARIM şehri fakat mobilya, tekstil, makina ve otomotiv sektöründe lider olmaya aday bir şehir, Oysa yaşam kalitesi düşmüş üretimde alt taşeron haline gelmiş olması üzerinde durulması gereken temel konular.Umarım elimizdeki değerler bitmeden acil aksiyon alınır.