Son anketlere baktığımızda siyasiler; iktidar ve muhalefet arasında gelgitleri olan bir seçmen kitlesine kilitlenirken ve küçük yüzdelik farklarından gerek iktidar gerek muhalefet kendi lehlerine pay çıkarırken,
İlginç olanı ise her iki tarafın da yüzde 40’a yakın kararsız seçmen konusunda kendi aleyhine bir pay çıkartmamaları!
Halbuki anket sonuçlarının en önemli tarafı bu değil mi?
Bu, seçmenin çoğunluğunun aslında iktidara da muhalefete de güven duymadığının delili değil mi?
Ve halkın güvenini sağlayan tarafın büyük bir oy çokluğuyla kazanma şansı, bu güveni sağlayamayan tarafın ağır bir yenilgi ihtimali olduğunu göstermiyor mu?
Ekonominin vatandaş üzerindeki olumsuz yansıması ortada!
Ve vatandaş açısından en mühim konunun bu olduğu da muhakakken,
İşin içinden çıkmakta zorlanan iktidar cenahında milliyetçiliğin 40 yıldır en ateşli savunucusu, küçük ama etkili ortağının terörsüz Türkiye ve Kürt açılımı ile gündemin rotasını değiştirme çabası ve öncülük etmesi,
Çoğumuz için büyük önem arzeden kurucu önderlik vasfınının hiç olmayacak birine atfedilmesi ve muhatap alınması da bu süreçten bekledikleri etkiyi görememelerine neden olmuş olabilir.
Ve ülke insanı için yıllardır devam eden bu sıkıntılı mevzu gitgide kördüğüme dönerken,
Öte taraftan Diyarbakır’dan Edirne’ye yurttaşın gittikçe büyüyen ve hayati önem taşıyan bir diğer ortak sorunu; geçinememek, çoluğuna çocuğuna bakamamak!
Genç ve üniversite işsizliğinin gittikçe kanayan bir yara haline gelmesi,
Dışa bağımlı tarım ve hayvancılığın köylüyü, çiftçiyi dayanamayacağı hale getirmesi,
Büyük işletmelerin, fabrikaların, firmaların dahi bir bir kapılarına kilit vurması,
Liyakatsizliğin, adamcılığın sıradanlaşması,
Hukuk mekanizmasına vicdanlarda duyulan güvenin hasar alması,
Asgari ücretliler ve emeklilerin içler acısı hali ,
Zengin ile yoksul arasında dengeyi koruyan ve yoksulun basamak umudu orta direğin kırılması,
Ve daha nice sorunların çözümü için insanımız yılmadan beklerken ve belki muhalefeti son ümidi olarak görürken,
Muhalefet partilerinden iktidardan kopup ana muhalefet çatısında grup oluşturanların bir kısmı ise her ne kadar ana muhalefetin küçük ortağı olarak birkaç koltuk almayı başarsa da,
Aradığını bulamamanın arada kalmışlığıyla belli ki tekrar köklerine dönme hevesinde…
Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisine gelirsek,
Yerelde kazandığı zaferin ardından bir süre yaşanan mutluluktan sonra kum torbası misali sağdan, soldan art arda gelen yumruklarla doğrulmaya çalıştığı muhakkak!
Genel Başkan Özgür Özel, ekibi ve örgütün de aylardır yılmadan mücadele verdiği açıkça görünmekte!
Ancak vatandaş da büyük bir hayat mücadelesi verirken tek ümidi olan ana muhalefetten daha fazla ilgi, motivasyon bekliyor!
Evet halk CHP’nin şu anda geçtiği sürecin farkında!
Ve hatta CHP kadar üzgün ve çok daha yorgun!
Ama iktidarla rekabet etmenin yolunun sadece yapılanlara, söylenenlere yanıt verip savunma yapmak ile olmayacağı, mevcut durumda bunun mümkün olmadığı da aşikar!
Hatta böylelikle minderde çekilmek istenen köşeye gittikçe yaklaşıyor dahi olabilir.
Belki de taktik değiştirmenin vakti gelmiştir.
Halkın sorunları ve çözüm önerilerinin meydanlarda daha sık ifade edilmesi,
Büyük kitlelerin verdiği desteğe ve güvene karşılık önceliğin de halk olduğunun samimi bir şekilde daha fazla dile getirilmesi gerekir.
Ve belki de her şeyin çözümü tam da burada saklı ve belki de minderde ters köşe yapabilmenin tek çaresi budur.
Tabii diğer taraftan yerel yönetimlerde hala görevini sürdürmeyi başaranlara büyük iş düşüyor.
Sosyal Belediyecilik anlamında tüm zorluklara rağmen örnek olacak projelerle halk nezdinde daha çok öne çıkmak ve örnek olmaya çabalamalılar.
Seçilmişlerin atadıkları isimlerin daha önceki yönetimlerde vatandaşı bezdiren,
“Neydim ne oldum” egolarına,
Şımaran,vatandaşı görmezden gelen tavırlara,
Mütevaziliği koltuğun arkasına atma gafletine girmemeleri,
Seçmenin tercihiyle olmasa da seçilenin tercihiyle vatandaşa hizmet için görev aldıklarını unutmamaları,
Ve onlara güvenip makam sahibi yapan seçilmişleri halka mahcup etmemeliler.
Zira bu bir ekip işi olsa da hataların hesabını genellikle masanın en başında oturanın ödemek zorunda kalacağı akıldan çıkarılmamalı…
HÜRRİYET KÖYÜNÜN BİTMEYEN MÜCADELESİ!
Geçen hafta İYİ Parti il kongresi sonrası defalarca kaleme aldığım, röportaj yaptığım ve mücadelelerine duyduğum saygıdan içselleştirdiğim Hürriyet Köyü’nün Gençlik ve Kadın Dayanışma derneği 2. Olağan Genel Kurul davetlerine katıldım.
Nasıl da harika insanlar…
Kalpleri pırıl pırıl, vatansever, sevgi dolu…
Bulgaristan’dan göç eden bu güzel insanlar, Karacabey’de yurt edinmek için borçlanıp yıllarca en ağır işlerde çalışarak bir çiftlik almışlar.
Nihayetinde tarlası, merası, okulu, camisi, sağlık ocağı, memur lojmanı ile mis gibi bir köy haline getirmişler. Ve bu saydıklarımın çoğunu da devlete, millete yük olmamak için yine kendileri emek verip düzenlerini kurmuşlar.
Vatan topraklarına gelmenin sevinciyle kurdukları bu güzel köyün adını da Hürriyet koymuşlar.
Ancak günün birinde çıkan “Büyükşehir yasası” ile ülke genelinde birçok köy gibi onları da derinden sarsan bu yasanın akabinde,
Bağlı bulundukları Karacabey Belediyesi tarafından tapulu arazilerine tek tek el konulmaya başlanmış.
Ve Hürriyet Köyü’nün hikayesi işte tam da burada başlıyor.
Çünkü diğer köyler buna seyirci kalırken Hürriyet köylüleri isimleriyle müsemma büyük zorluklarla yurt edindikleri bu topraklarının ellerinden gidişine sessiz kalmıyorlar.
Çalmadıkları kapı, rica etmedikleri ne siyasi parti ne de siyasetçi kalıyor.
Hatta cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bile mevzunun vehametini anlatma fırsatı buluyorlar. Buna karşılık Erdoğan’ın Bursa vekillerine “Konuyu detaylarıyla araştırıp bana getirin.” demesine rağmen sonuç yine alınamıyor.
Hürriyet Köyünün Dernek Başkanı Bayram Efe yılmıyor, konuyu ulusal platformlara dahi taşımayı başarıyor.
Ekranlardan tüm Türkiye olaya vakıf oluyor.
Mecliste dile getiren birkaç milletvekili de oluyor.
Ama sonuç yine aynı, yine derin bir sessizlik!
Tabii bunun tek nedeninin sadece karar vericilerin verilen kararı tekrar gözden geçirmemeleri olmadığı,
Binlerce köyün bu yasadan mağdur olmalarına rağmen binlerce sessiz kalış olduğu gerçeği de var ki;
Hürriyet Köyünü diğerlerinden ayıran nokta da bu!
Dernek Başkanı Bayram Efe:
“Biz mücadeleye başlarken bazıları ‘tek siz değilsiniz boşverin’ dediler. Ama dedelerimizin, ninelerimizin hürriyetin simgesi olarak gördükleri bu topraklar bizim hem geçmişimiz hem geleceğimiz. Katettiğimiz bu yoldan tüm zorluklara rağmen hiç vazgeçmedik, geçmeyeceğiz de… Ve şimdiye kadar mağdur olduğu halde bize destek olmayan köylerin de artık hak verdiklerini, birlik olmak istediklerini görmek çok güzel. Biz siyasetle alakası olmayan tek isteği köyünün köy olarak tarlasıyla, merasıyla tarıma ve hayvancılığa katkı sunmak isteyen,
Kentsel değil, Köysel dönüşüm isteyen vatansever köylüleriz sadece.
Ve siyasetin malzemesi olmak değil, siyasetin görevini yapmasını talep ediyoruz o kadar!”
Bu arada şunu ilave etmek istiyorum: Hürriyet Köyü mücadelesinin başladığı birkaç yıl öncesinde gerek basın açıklamaları gerek eylemlerinde büyük bir katılım görmek zorken,
İYİ Parti kongresi sonrasında gittiğim Hürriyet Köyü Gençlik ve Kadın Dayanışma Derneği olağan kurultayındaki katılımın neredeyse İYİ Parti kongresinden daha fazla oluşu beni hem şaşırttı hem sevindirdi.
Doğru bir yolda haklı davalarında güven kazanmışlar,
Bu mücadelede onları motive eden, büyük bir azim ve kararlılıkla liderlik eden Bayram Efe’ye de güvenlerini tazelemişlerdi…
Yolunuz açık olsun Hürriyet’in yılmaz bekçileri…






Hayat ne aşk davasıdır, nede ekmek kavgasıdır. Hayat insan kalabilme mücadelesidir şerefinle namusunla onurunla.
Ezilen birilerini anlamak için komünist, sosyalist, solcu, sağcı, ateist ya da dindar olmak gerekmiyor… İnsan olsunlar yeter..!
Verdiğiğimiz çaba ve gayretin sahibi olan Rabbim Bizi muzaffer sizleri bu şehrin aydınlığı ışığı eylesin inşallah.
Çağla hanım Hürriyet köyünü unutmadiniz çok teşekkür ederiz.Desteğiniz Bizim için kıymetli
Çağla hanım kaleminize yüreğinize sağlık sizin gibi kararlı, güçlü kalemlerin arkamızda olduğunu görmek Hürriyet liler olarak bizleri daha azimli hale geliyoruz. Çok teşekkürler
Çağla hanım yine, yeniden ve bıkmadan usanmadan davamızın arkasında duruyorsun ya daha size nasıl teşekkür edeceğimizide bilemiyorum iyiki varsın ve hep varolasın
Hürriyet köyü mücadelesini çok güzel kaleme almışsınız bizler başkanımıza güveniyoruz ve onunla yola devam kararı aldık bu haklı davamızda mücadelemize sonuna kadar devam edeceğiz
Çağla Hanım kaleminize sağlık desteğiniz için çok teşekkürler ❤️
Hürriyet köyünü kaleme aldığınız için teşekkür ederiz.
Hürriyet köyü yasal düzenleme istiyor 1951 yılında aldıkları 12000 dönüm arazinin 6000 dönümünü köyün kullanım alanına ayırarak 1955 yılında köy ilan ettiler Büyükşehir yasası ile arazilerine el konuldu ve 850 dönüm arazi satıldı her çıkarılan yasa yasal hak değildir bu araziler tapuludur 201 dedenin ortak tapulu malı hakkımızı istiyoruz adalet istiyoruz bizim olanı istiyoruz kimseden bir şey istemiyoruz
Hürriyet köyü adalet istiyoruz dedelerimizin mirasını iadesini istiyoruz çözüm bekliyoruz her zaman yanımızda olduğu için Çagla hanıma çok teşekkür ederiz
Hürriyet köyünün mağduriyetini bıkmadan usanmadan her platformda dile getiren yılmaz kalem Çağla hanıma çok teşekkürler, varolun
Kaleminize sağlık Çağla hanım. Mağdurun yanında olmanıza minnettarız.
Çağla hanım Haydar çiftliği adına size teşekkür ediyorum. Sizin gibi bizim durumda olan insanların her daima yanındasınız. Destekleriniz yürek ısıtıcı. Size duacıyım.
Atalarım bu topraklarda çok emeği var ve bu toprakları alınteriyilen Ödemişler. İnşallah Adalet yerini bulur. Keşke sizin gibi gazeteciler hep olsa. Ne kadar teşekkür etsek yetmez. Umarım kaleminiz hep sivri kalır. Yolunuz acık olsun.
Hürriyet köyü artık tüm köylerin simgesidir,Hürriyet’in sorununun çözülmesi, tüm köylerin sorunlarınlarının çözümüne kapı aralayacaktır.
İlginize teşekkür ediyorum.
Bursa Karacabey Hürriyet Köyümüzün her karış toprağına atalarımız açlıkla bedel ödedi.Bizi görmezden gelmeyiniz.Çağla hanıma sevgilerle.