Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin iştirak şirketi olan Tarım Peyzaj A.Ş. 2014 yılında kurulmuş olup, 2021 yılına kadar tarım, hayvancılık ve hal işletmesi üzerine faaliyet gösterirken,
2021-2022-2023 yılları itibari ile de Tarım Peyzaj A.Ş. olarak Park Bahçe Peyzaj Hizmetleri, Sahil Bakım Temizlik Hizmetleri, Biyosidal İlaçlama ve Mezarlık Bakım Hizmetleri, Katı Atık Nakil Hizmeti şirketin yürütülen faaliyetlerine eklenmiştir.
Tarım Peyzaj A.Ş. hakkında özet bir tanım yapma nedenim ise çoğumuzun hala kuruluş amacındaki haliyle bilmemiz, bu nedenle sadece tarım ve hayvancılık faaliyetlerine odaklanmamız…
Hal böyle olunca parklarımız, sahillerimiz için yaptıkları güzelleştirme çalışmaları veya bizim için mühim değerlerimizden olan mezarlıkların bakım hizmetleri ve tabii ki sağlığımız açısından oldukça önemli ilaçlama işlemlerinin Tarım-Peyzaj A.Ş. görev ve yetki alanlarında olduğunu bilmememiz de oldukça doğal…
31 Mart itibariyle el değiştirip CHP adayının kazandığı Bursa Büyükşehir Belediye makamının yeni sahibi Mustafa Bozbey, öncelikle belediyeye bağlı iştiraklerin yönetim ve idare ekibini kurdu.
Ve bildiğimiz üzere yerel yönetimlerde oluşturduğunuz ekip, sizi temsil edeceğinden güvenilir ve sizi mahcup etmeyecek kişiler olmalıdır.
Tabii ki zaman zaman yanıltabilir, hayal kırıklığına uğratabilir de güvendikleriniz.
Ancak bu durum çözümsüz değildir;
Güzel bir veda, görev değişikliği ve son yıllarda çokça tanık olduğumuz gibi affını ister bulunduğu makamın altından kalkamayan veya yol verildiğinden emin olanlar…
…
Bursa Büyükşehir Belediyesi için görevlendirilmeler yapıldığında görevine son verileceği tahmin edilen isimlerin başında Tarım Peyzaj AŞ. Genel Müdürü Sedat Akar geliyordu desek abartı olmaz.
Kaldı ki birkaç gün önce makamında birebir yaptığımız söyleşide Sedat Akar’ın kendisi de inkar etmiyordu ve;
“Göreve ilk atandığımda çoğu insan Bozbey’e yakın bir isim olduğumdan dolayı bu görevi bana verdiğini, başaramayacağımı ve en fazla 6 ay sonra Bozbey’in görevden almak zorunda kalacağını söylüyordu. Çünkü ziraat mühendisi olmadığımdan bu işlerden anlamayacağımı düşünüyorlardı. Halbuki şirketimizde onlarca ziraat mühendisiyle ekip olarak çalıştığımız gibi tarımla alakalı bir akademik eğitim almasam da tarıma yabancı da değildim. Köy çocuğu olmak bir kenara ben köyümde tarımla uğraşmaktan hiç vazgeçmedim ki.” şeklinde ifade ediyordu.
Yani işin mutfağından gelmiş alaylı bir genel müdürdü Sedat Akar.
Lakin sadece tarımla uğraşmak yeterli miydi?
Yukarıda yazdığım gibi bu şirket sadece tarım- hayvancılıkla ilgili de değildi ki!
Üstelik Belediye hizmetleri ile koordineli çalışacak kadar belediye çalışma işleyişine hakim olmak gerektiği gibi yönetici pozisyonunda olmanın da kolay bir iş olmadığı muhakkaktı.
Tüm bu soruları Sedat Akar:
“12 yıl bilfiil ve bunun öncesi de var. Bu süre zarfında hep sayın Bozbey’in yanında oldum. Ona güvenmekten hiç vazgeçmedim. 2019 seçimlerinde yaşadığımız hayal kırıklığında dahi gerek ben gerek Mehmet Saldız ve birkaç arkadaşımız onu asla yalnız bırakmadık. Hatta sanki seçimi kaybetmemiş gibi programlarımıza aksatmadan devam ettik. Çünkü ona Bursa halkı gibi biz de hep inandık ve güvendik. Başkan bir öğretmen gibiydi. Ondan çok şey öğrendim. En başta iş disiplini, ekibinle kuracağın güzel iletişimin yöneticilikte başarıya götüreceğini, koltuğun karakterini değiştirmesine izin vermemeyi, mütevazi olmayı, işine sıkıca sarılmayı, işinde kendini devamlı geliştirmeyi, işinle ilgili herhangi bir olumsuzlukta alternatifler üretmeyi, polemiklerle değil yaptığın işle anılmak gerektiğini ve belki de en önemlisi bize güvenen insanlara karşı sorumluluklarımızı asla unutmamayı… Yani stajımı en iyi yerde en ehil insanla yaptım” sözleriyle samimiyetle yanıtladı.
Bu arada Sedat Akar’ın sözlerine bir parantez açmam gerekiyor. Önceki dönem yöneticilerin de muhakkak ki yaptığı güzel işler olsa da; konuştuğumuz birçok Bursalı özellikle iletişim noktasında istedikleri zaman Akar’a ulaşarak şikayet veya taleplerini dile getirebildiklerini ve kısa zamanda dönüş olması nedeniyle çokça memnun olduklarını ifade ederken;
Yine çalışanlarıyla kurduğu sağlıklı iletişim ve yeri gelmişken 1000’in üzerinde çalışanla yönetimine geçtiği şirketten söylenilenlerin aksine sadece 18 kişiyi çıkarmak durumunda kaldığını da sohbetimiz sırasında belirtti.
Çıkarılma nedenlerinin ise önceki dönemde işe alınmaları ile ilgili olmadığını, öyle olsa yüzlerce kişinin çıkarılması gerektiğini de sözlerine ekledi.
…
TARIM PEYZAJ AŞ. ARTIK BAŞKA İLLERE DANIŞMANLIK BİLE YAPIYOR!
Ve kendisi hakkında konuşulanlara yanıtlarımızı aldıktan sonra Bursa’yı ilgilendiren çalışmaları ile söyleşimiz devam etti.
“Göreve ilk geldiğinizde size göre şirketteki en büyük eksik neydi?” şeklinde yönelttiğim soruya hiç duraksamadan:
“Biz tam da ot, çim biçme zamanına denk gelmiştik ve 12 makineden sadece birinin çalıştığını görmek epey şaşırtmıştı. O yüzden 9 makineyi hemen yaptırıp 1 tane de alarak çabucak peyzaj işlerini toparlamaya çalıştık.
İlaçlamada kullanılan ilaçlar da bizi bu arada çok şaşırtmıştı. Etkisi neredeyse hiç olmayan ilaçlarla neden ilaçlama zahmetine girmişlerdi anlayamadık. Başkanımızın talimatıyla bu ilaçlama yöntemleri yerine çok daha güçlü ve insan sağlığına da zararsız ilaçlarla ve aksatmadan periyodik olarak ilaçlama hizmetlerine başladık. Bu sayede artık vatandaşımızın sağlıklı şekilde çok daha rahat bir yaz geçirmesine yardımcı olduk.” sözleriyle yanıtlarken tarım alanlarını ilaçlama çalışmaları ile ilgili de ilaveten:
“Kendi ürettiğimiz drone’lar ve yine kendi ürettiğimiz ilaçlarla ilaçlamalarımızı hem ekonomik hem etkili şekilde yapıyoruz. Hatta bu çalışmalarımızı ricaları üzerine Ankara’da da yapmaktayız.”
Ayrıca kırsalda hayata geçirdikleri damla sulama boru projesi kapsamında Konya’dan damlama boru siparişleri verdiklerini ve Marmara’da yassı boru imalatı gerçekleştirerek bir ilke imza attıklarını,
Ve Damla Sulama Boru Üretim Tesisi’nde (Tarım Plast Fabrikası) %100 geri dönüşüm hammaddesiyle üretilen yaklaşık 10 bin sulama borusu,çiftçilere teslim edildiğinden de bahsetti Akar.
Ve bu desteklerin hiç de azımsanmayacak rakamlar olduğunu söylemek gerekir.
Bu arada damla sulama ile ilgili yapılan çalışmaları örnek alan Balıkesir, Adana ve Ankara Büyükşehir Belediyelerine de danışmanlık yaptıklarını öğreniyoruz sohbetimiz sırasında…
Yine Bandırma’da
kapanan bir fabrikadan oldukça uygun bir fiyatla alınan gübre karıştırma makineleriyle de sıvı gübre üretim projesine önemli bir katkı sağlanarak 12 bin köylümüze ortalama 1 yıl yetecek kadar sıvı gübre dağıtımı yapılmış.
Bu çalışmaların, desteklerin hele ki köylümüzün, çiftçimizin neredeyse toprakla bağını kesme noktasına geldiği şu süreçte hepimiz için çok kıymetli olduğu tartışılmaz.
Merak ettiğim bir diğer konu ise peyzaj ve parkların bakımıydı. Malum su stoğumuz gitgide azalırken ve bu bakımlar için de su olmazsa olmazımız ise bu noktada nasıl bir çözüm bulmuşlardı ki parklar hala yemyeşildi?
Sedat Akar öncelikle suyun bu kadar yetersiz olduğu bir dönemde kolay olmadığını belirtirken:
“Çok zor durumda kaldığımızda Buski’nin atık suyundan istifa ederek şirket üretimi gübreyle bakımlarını yapmaya çalıştık. Bazen de dereye yakın yerlerden. Mesela Bursa halkının son zamanlarda gerek serin olduğu gerekse peyzaj anlamında göze hitap etmesi sebebiyle çokça gittiği Mihraplı parkı için 3 bölgeden deredeki su ile karşılayarak yeşilini kurumasını önleyerek vatandaşımızı da mağdur etmemeye çalıştık.” derken espirili bir üslupla;
“Bu nedenle dikkat ederseniz özellikle bizim yetki alanımızda olan parklar yemyeşil!” sözleriyle aslında her durumda çözüm odaklı olduklarını bir kez daha ifade ediyordu.
Söyleşimizin sonunda sosyal medyadan kendisine yönelik eleştirilere ise;
“Eleştirilere tabii ki açığız hatta eksiklerimizi görme açısından faydalı olduğunu da düşünüyorum. Ancak iftira atmak çok farklı. Vicdani olarak düşündüğümde bana inanılmaz geliyor. Ve bazılarına toleranslı olmak mümkün olmadığından hukuki yollardan hakkımızı korumak zorunda kalıyoruz.”
Sedat Akar’ın tüm sorularımı samimiyetle yanıtlaması, mütevazi kişiliği bir kenara söylediği şu sözler bana göre oldukça mühimdi.
“Bu koltukta dün başkası, bugün ben, yarın kim bilir kim oturacak… önemli olan bu makamlarda bulunduğumuz sürece öyle güzel hizmetler üretelim, hakkını verelim ki iyilikle ve sevgiyle anılalım. Ve aldığımız görevleri birkaç yıl yaptıktan sonra bir basamak olarak değil yıllarca sürekliliği olacak çözümlerle, projelerle işlevselleştirilmiş hizmetler olarak bırakalım.”
…
Mesele şu ki; Güven duyduğu, başaracağına, mahcup etmeyeceğine inandığı kendine yakın kişilerle yol yürümek tüm yöneticilerin uyguladığı bir yönetim stratejisidir.
Ama iyi bir yönetici yanıldığını anladığında kim olursa olsun bir değişime gitmekten de çekinmez.
Ki aylar öncesi bir toplantıda Mustafa Bozbey “işini iyi yapamayan herkes birgün gidebilir” sözleriyle de açıkça uyarısını yapmıştı.
Bu anlamda zaman zaman bazı değişimler yaptığına da şahit olduk.
Önümüzdeki süreçte de aldığı emanet makamların hakkını veremeyen, halkla arasına duvar ören, telefonlarından yanıt vermeyi bile külfet sayan, hizmet etmekten çok hizmet bekleyen ve sadece şahsi çıkarları için çabalayanlara da Bozbey’in aflarını isteyerek ayrılmalarına onay vereceğinden şüphemiz yok!
Bu yönüyle baktığımızda;
Göreve geldikleri günden beri işimiz gereği takip ettiğimiz isimlerden Tarım Peyzaj A.Ş. Genel Müdürü Sedat Akar ve yönetim kurulu başkanı Mehmet Aydın Saldız’ın hayata geçirdikleri projelerle,
Köylünün,çiftçinin, parkların, sahillerin kısaca Bursa’nın yüzünü gülümsettikleri için şimdilik af kapsamında olmadıklarını net şekilde ifade edebiliriz.
Fakat Bursa için takipte kalacağımızdan da emin olabilirsiniz…





