Birkaç gündür Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun:
“AK Partiye geçecekmiş.
Acaba söylenti mi?
Belki bağımsız devam eder.
Yok! Kesin AK Partinin kuruluş yıl dönümü bekleniyormuş.” gibi gibi bir dolu söz ve tahminler almış başını giderken,
14 Ağustos itibariyle nihayet AK Partiye geçti!
İyi de oldu!
Neden mi?
Çünkü Çerçioğlu’nun bu geçiş hikayesi birçoğumuzu şaşırtsa da,
Sağlam kulis haberlerinden;
Çerçioğlu’nun birkaç aydan beri AK Partililerle paslaştığını, şartların, taleplerin kabulü ve olgunlaşmasını beklediğini öğreniyoruz.
Ve Çerçioğlu’nun gidişinin Özgür Özel’in yönetim ve iletişim hatalarından kaynaklı olduğunu,
Kısa süre önce CHP’li belediye başkanlarıyla buluştuğu bir toplantıda tüm başkanlarla tokalaşırken Çerçioğlu ile tokalaşmamasının hata olduğu ile ilgili eleştiriler yapılırken;
Ve neredeyse tüm kabahati Özel’e yükleyenler,
Nedense bu tavrının nedenini sorgulamıyor.
Sorgulamadıklarından dolayı da;
“Aralarında ne geçerse geçsin kameraların da olduğu bir ortamda daha dikkatli davranmalıydı. Sonuçta kol kırılsa da yen içinde kalırdı! Kadın dışlandığı için partiden istifa etti.” diye sitemde bulunuyor.
Evet haklı da olabilirlerdi.
Ancak mesele ya kol değil de parti omurgasını kırmaya yönelik bir vefasızlık ise,
Ve yıllarca adaylıkla onurlandırdığınız bir kişinin sinsice bu tür kırıp dökmelere giriştiği bilgisini almışsanız,
O kişinin riyakar bir gülüşle el uzatmasına karşılık vermek, o samimiyetsizliği paylaşmak bazı omurgalara gereksiz bir yük gibi gelmiş olamaz mı?
Üstelik meselenin böyle olmadığı,
İstifanın hemen akabinde Çerçioğlu’nun sözde taban tabana zıt olduğunu söylemleriyle hatırladığımız bir partinin rozetini gururla ve hatta bir dolu övgüyle taktığından belli olmuyor mu?
…
Ve CHP seçmeni çokça üzülmüş, kızmış hatta umutsuzluğa düşmüş olsa da,
Siyasette yıllarca birçok üst makamda bulunmuş Meral Akşener’in eleştirdiklerinin tarafına geçmek uğruna yol arkadaşlarına arkasını dönerken yarattığı kızgınlıktan,
Veya yine yıllarca Anayasa profesörü olarak tanınıp, bilinen ve hukuk politikalarını sıkça eleştirdiği iktidarın saflarına geçen Serap Yazıcı’ya duyulan şaşkınlıktan, öfkeden daha fazlası olmayacaktır.
Hatta bu isimler ve daha nice şahsi menfaatlerini halkın iradesine tercih eden siyasilerden çok daha çabuk unutulacağı muhakkaktır.
Ve himaye altına girdiklerini açıkça ifade etmekten sıkılmayan bu şahsiyetler geldikleri yere bir zafer getirmeyeceği gibi terk ettiklerine de bir zafer kaybettirmeyecektir.
Zira himaye altına girmenin sadece zayıf, korkak ve korunmaya muhtaç bir ruh halinin göstergesi olduğunu,
Haliye bu durumun asla bir lider veya yönetici vasfı olmadığını herkes bilir!
MEMURLAR PAZARTESİ İŞİ GÜCÜ BIRAKIYOR!
Malum cümlemiz bir kısım siyasinin şahsi dertlerini dert edinirken kendi büyük dertlerimizi konuşmaz olduk!
Halbuki vatandaşın en büyük kaygısı ekmek davası!
Yaz ayı geldi geçmek üzere, fiyatlarına baktığımızda karpuz dışında mevsim meyve ve sebzeleri hala ulaşılmaz durumda.
Tamam karpuz iyidir, faydalıdır hele ki bunaltıcı sıcakların vazgeçilmezidir.
Ama tek başına doyurmaz. Yanına hiç değilse biraz peynir, birkaç dilim domates, biber, ekmek de ister…
Ki hepsi nimettir saygımız büyüktür. Kaldı ki etiketleri görünce saygımızın perçinlendiği de doğrudur.
…
İzahı olmadığından mizahını yapmaya çalışsak da maalesef artık o da olmuyor.
Çünkü yoksulluk ve açlık ikileminde kalan hüzünlü maaşlarımız ve geldiği gibi gider kalemine geçen kazanç değil kayıplarımız buna müsaade etmiyor.
Asgari ücretli ve emeklilerden sonra her şeye rağmen umutla bekleyen memurların da kaderi farklı olmadı.
Hatta yüzdelik zam artışına baktığımızda biraz daha sıkıntılı olduğu söylenebilir.
Memura zam teklifi:
2026’nın ilk 6 ayı için yüzde 10, ikinci 6 ayı için yüzde 6.
2027’nin ilk 6 ayı için yüzde 4, ikinci 6 ayı için yüzde 4.
Yani 2 yılda toplam yüzde 24’lük bir maaş zammı teklifi ve üstelik bugün için değil, 6 ay sonra verilmesi düşünülen zam rakamları…
Bu arada enflasyon artışı ne kadar olur acaba?
Muhtemelen tıpkı asgari ücret ve emeklilerin hali gibi ilk birkaç ayda erim erim eriyeceği kuvvetle muhtemel.
Hal böyle olunca memur sendikaları “yok artık olmaz bu kadarı da” diyerek pazartesi günü iş bırakma eylemi yaparak meydanlara çıkacaklarını duyurdular.
Hatta bu tepkiye inanmazsınız ama Memnun-Sen bile destek verdi.
Bu arada eyleme katılacak olan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonuna bağlı Büro-İş Bursa şube başkanı Alper Şen: Taleplerimiz doğrultusunda Ağustos ayı boyunca her pazartesi bu eylemin devam edebileceğini de söyleşimiz sırasında ifade etti.
Şimdilik toplu sözleşme için masaya oturan toplamda 1 milyonun üzerinde üyesi bulunan Kamu-Sen, Memur-Sen ve Birleşik Kamu-İş Konfederasyonunun dahil olacağı belirtilen eylem için cuma günü yol haritalarının netleşeceği ve açıklama yapılacağı belirtildi.
Yine üye sayısındaki artış nedeniyle ilk kez masada yer alan Birleşik Kamu-İş konfederasyonu başkanı Orhan Yıldırım da:
“Biz masada tavrımızı açıkça dile getirerek bu masadan geçmiş dönemlerin tekrarı gibi memur ve memur emeklilerinin kaybettiği şekliyle kalkmayacağız. Tekliflerinizi buna göre yapın demiştik. Ancak belli ki süreci aynı şekilde işletmek istiyorlar. Bizler sendikal mücadelenin ‘hak verilmez, alınır’ sürecinden geldiğini biliyoruz. O yüzden sendikaların kendi üyeleri ve emekçilerle beraber gücünü ortaya koyması gerekiyor.” sözleriyle taleplerinden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.





