Günlerdir süren protestoların özetini; bu dönem gençlerin sıkça kullandığı tek cümleyle anlatmak yeterli olur sanırım:
“Bizler bu ülkenin evlatlarıyız!”
Bu cümle ülkesini seven, terk etmek istemeyen aldıkları eğitim, kazandıkları bilgi ve donanımla el aleme değil vatanına faydalı olmak isteyen gençlerin seslerini duyurma çabasıydı…
…
Tabii ki yapılan protestolar ve boykot eylemlerinde sadece gençler yoktu!
Her yaştan, kesimden insanlar bir aradaydı.
İyi de ne oluyordu böyle!
Seçime daha uzun zaman varken neydi bu erken tepkinin, telaşın sebebi?
Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan bu toplumsal tepkiye el verenlerin hepsi CHP’li veya İmamoğlu sevenler derneği üyeleri miydi?
Gördüğümüz kadarıyla hayır!
Zira birçok siyasi parti, farklı görüş birlikteydi.
Beraber yürüyor, slogan atıyor ve kürsüye çıkıp konuşan başta Özgür Özel olmak üzere tüm konuşmacıları yine hep beraber elleri kızarana kadar alkışlıyorlardı.
Ve ne TOMA’lardan üzerlerine sıkılan su ne gözaltılar onları etkilemiyordu.
Sahi siyasiler günlerce ittifak için toplantılar yapsa, 6’lı değil 16’lı masa etrafında toplansa dahi başarılı olmaları zayıf bir ihtimal olan bu ittifakı halk nasıl başarmıştı…
…
Mesele şu ki; Toplumsal muhalefet siyasetin önüne geçmiş ve ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisine de bu kapsamda görev,onay ve destek verilmiştir.
Defalarca seçmen tercihiyle seçilen İmamoğlu’nun gözaltına alınmasını ise toplum, demokratik haklarını korumak bilinciyle iradesinin simgesi haline getirerek önümüzdeki seçim için tedbirini alma kararını vermiştir.
Kaldı ki demokratik haklar çerçevesinde umduğunu bulamayınca, memnun kalmayınca sandıkta değişim tercihini kullanmak suç olmadığı gibi başka bir siyasi partiye sempati duyması yani muhalif olması da suç değildir.
Ve geçmişe bakınca kimler geldi kimler geçti…
Çünkü o koltuğun gerçek sahibi yurttaştır.
Ve kalıcı olan, olması gereken sadece ve sadece devlettir.
Halkın onayıyla göreve gelmiş hükümetlerin ise halkı refah içinde yaşatma gayreti, tüm bireysel hesap ve hırslarını unutup vatanını sevdiği, yönetebildiği kadardır kalıcılığı…
Evet, muhalif olmak suç değildir!
Hatta farklı sesler, görüşler demokrasinin gerekliliğidir.
Amma velakin tüm farklı sesler ve görüşler aynı safta birleşmişse,
Aynı sorunları yaşadıklarına dair hemfikirlerse,
Ve açık şekilde çözüm talep ediyorlar ise,
Onları görmemek veya görülmediklerini hissetmeleri karşısında daha sıkı kenetlenecekleri de muhakkaktır…
…
BOYKOT FAYDALI OLDU MU?
Öncelikle şunu söylemek isterim. Toplumun geneli için hiç de yapılması zor bir eylem değildi.
Hatta en kolayı, sıradanıydı!
Zira ortalama gelir düzeyimiz sayesinde epeydir pasif boykot yapıyor sayılırız.
Temel gıdalar minimum düzeyde tüketilirken,
Giyim kuşam, ev eşyası vesaire ise ikinci el pazarlarına uzun zamandır nur yağdığı için genelde oralardan karşılanmak da…
Kafelere gelirsek çoğu lise, üniversite gençlerinin bir fincan kahve karşılığında 5 saat sosyalleşme imkanı bulduğu mekanlar…
Lakin bir günlüğüne olsa dahi dün İstanbul’da gördüğüm manzara çok ilginçti.
Tatildi ve üst gelir grubunun sıkça vakit geçirdiği mekanların bile bomboş olduğunu görmek toplumun her kesiminden insanların duyarlılığının gittikçe arttığını da gösteriyordu.
Diğer taraftan boykota karşı olanların samimi olmayan alışveriş fotoğraflarını görmek biraz gülümsetse de,
Benim için en güzel ve yararlı olduğunu düşündüğüm kısmı Bakanların ve iktidar belediye başkanlarının boykotu kırma görüntüleriydi.
Bu marketlere belki de gıda alışverişine ilk kez bizzat gittikleri amatör duruşlarından belli olurken,
En azından piyasanın durumunu görmelerinin bir alışveriş sepetini doldurmanın maliyetini ve bunu bir emeklinin, asgari ücretlinin karşılamasının imkanı olmadığını idrak etmeleri açısından faydalı olacağını ümit ediyorum.
CHP KURULTAYl ve İLGİNÇ KULİS HABERİ!
Bildiğimiz üzere 6 Nisan’da Cumhuriyet Halk Partisi Olağanüstü Kurultayı yapılacak.
Bu kurultay sadece CHP’yi değil iktidarın da yakinen takip ettiğini görmek ise kimilerini şaşırtabilir.
Lakin durum öyle değil!
Yukarıda bahsettiğim toplumsal birlik beraberlik ile aslında yakından ilgili diyebiliriz.
Malum Kılıçdaroğlu’nun kurultayda kaybedip yerine Özgür Özel’in geçmesiyle beraber nedense CHP içinde oluşan muhalefet bir türlü bitmedi.
Öyle bir muhalefet ki bakınca iktidar partisinden çok daha sert muhalefet yaptıkları bile söylenebilir.
Sosyal medya hesaplarından iktidarı harekete geçirmek için kulaktan dolma yönlendirme paylaşımları,
Yandaş medya program ve yazarlarının CHP aleyhine yaptıkları yorumlara hak vererek alıntılar yapmaları, yayınlamaları ve daha birçoklarını görünce amaçlarını anlamak birçoğumuz için çok zor!
Bu insanlar söyledikleri gibi gerçekten partili mi yoksa sözde mücadeleleri sadece koltuk savaşı mı?
Hele ki bu dönem!
Cumhuriyet Halk Partisinin yıllardan beri en güçlü olduğu,
Halk desteğinin çoğunu arkasına aldığı,
İktidar olma şansını net şekilde artırdığı bir dönemde,
Parti yönetimini yerden yere vurup,
Seçilmiş belediye başkanının tutuklanmasını sevinç içinde karşılamak,
Halkın tepkisine bırakın destek vermeyi yadırgamak ve aşağılamak,
Cumhuriyet Halk Partisinin itibarını düşürme çabalarının gerçekten asıl sebebi nedir?
Koltuk muydu tüm mesele?
Yoksa iktidarın dirsek gösterdiği birilerinin CHP kisvesi altında güçlenen muhalefette yer edinme mücadelesi miydi?
Ve ağacı içindeki kurt öldürür atasözünden yola çıkarsak, iktidarın kurultayı yakından takip etmesi de bu nedenle oldukça doğal…
Son söz: Bu arada Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile ilgili herhangi bir bilgi yok! Kılıçdaroğlu’nun da sırf birilerinin siyasi ikballeri uğruna böyle bir riske gireceğini sanmıyorum.
Kulislerde konuşulanlara göre ise; Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultayda bu mevzu ile ilgili birleştirici olmak ve aylardır parti içi muhalefet yapan tayfayla arasına set çekmek için söz alabileceği…
Ve eğer bu kulis haberi doğru ise gerek Kılıçdaroğlu’nun kendi itibarı için gerek ağacı öldürmeye çalışan içindeki kurtlara karşı güzel ve etkili bir adım olacaktır…





