“YA BEN YA HİÇBİRİMİZ” DİYEN SİYASİLER VE SONUÇLARI!

Ya hep beraber ya da hiçbirimiz.
Kurtulmak yok tek başına
yumruktan ve zincirden.
Ya hep beraber ya da hiç birimiz…

Bu dizeler Alman şair ve oyun yazarı Bertolt Brecht’in “Halkın Ekmeği” adlı eserinde yer almakta olup “Ya Hep Beraber Ya Da Hiçbirimiz” adlı şiirinden…

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medya hesabından “Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz” paylaşımıyla başlayan birlik ve dayanışma çağrısı son zamanlarda yine aynı amaçla CHP’li siyasetçiler tarafından slogan halini almış olsa da,

CHP içinde yaşananlara baktığımızda bu sloganın partili bir kesim için pek faydasının olmadığını da görüyor,

CHP’ye en büyük muhalefetin parti içinden yapıldığına da şahit oluyoruz.

Bu durum eleştiriye açık olma imajı sergilemesi ve başta iktidar partisi olmak üzere böyle bir tavra rastlanmadığından olumlu ve demokratik bir tavır olarak görülebilir.

Ancak mesele maalesef eleştirinin çok ötesinde farklı bir yola doğru gitmekte…

Mevzu, istediklerini alamayanların sözde bağlı oldukları partiyi darma duman etme harekatına dönüşmüş durumda!

Ve “ya hep beraber ya hiçbirimiz değil! Ya ben ya hiçbirimiz” şekline evrilmiş gibi sanki…

Ama bu konuya devam etmeden önce hafta sonu yaşananlara bir göz atmak iyi olur sanırım.

AK PARTİ KONGRESİ VE İLGİNÇ TRANSFERLER!

Hafta sonu AK Parti kongresinde şok eden transferlerin yankısı hala devam ediyor.

Özellikle İYİ Parti’nin önde gelen isimlerinden Kürşat Zorlu ve Gelecek Partisi milletvekillerinden Serap Yazıcı’nın AK Parti saflarında ve dahası MKYK’da yer almaları en çok konuşulanlar arasında…

Aslına bakarsanız Kürşat Zorlu’nun İYİ Parti’de yer almadan önce AK Parti lehine söylediği sözler düşünüldüğünde çok da şaşırmamak gerekir.

Kendisi siyasette iyi bir yer kapma telaşında bir akademisyen olarak o dönem belli ki iktidardan bir teklif gelmemesi nedeniyle Akşener’den aldığı hatrı sayılır teklifi kabul etmiş bir isim.
Eh İYİ Parti’de güzel bir yer edinip ismini duyurduktan sonra da şimdilerde baştan beri hayalini kurduğu bir konumda olması çok şaşırtmadı.

Amma velakin Serap Yazıcı Özbudun öyle mi?

Ahmet Davutoğlu kurduğu vakıf üniversitesinde kendisine güzel bir konum vermiş ve üniversitenin malum sonuyla işsiz kalınca da elini bırakmamış,

Hatta siyaseten hiçbir emeği, ismi sanı olmamasına rağmen CHP listelerinden milletvekili adayı yapılarak, paraşütle siyasetin en iyi yerine indirilmiş biri…

Ve AK Parti aleyhine yakın zamana kadar en sert muhalefeti yapan, İstanbul sözleşmesinden Can Atalay, KHK’lılar davasına kadar yapıldığını söylediği nice hukuksuzlukları eleştirdikçe eleştiren bir anayasa profesörü…

Kendisine bu dönüş sorulduğunda;
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde Erdoğan’ın sözlerinden çok etkilendiğini dile getiriyor.

İyi de bu konu hakkında keşke detay verse…

Mesela Cumhurbaşkanılığı hükümet sistemini en çok eleştiren hukukçulardan biri olarak yeni haberler mi iletilmişti kendisine?

Veya İstanbul sözleşmesinden çekilmeyi anayasaya aykırı bulurken, bu konuda yeni bir süreç mi başlayacaktı?

Ve başta Can Atalay olmak üzere savunduğu diğer isimler serbest mi kalacaktı yoksa ?

Ya da AK Parti için habire eleştirdiği hukuksuzluklara hukuk çerçevesinde bir düzenleme mi gelecekti?

Eğer bunların hiçbiri değilse, eleştirdiklerinin yanlış olduğunu mu anlamıştı yoksa AK Parti’ye bir dolu iftira mı atmıştı koskoca anayasa profesörü?

SEÇMENİN OYU NEREDE!

Ve hepsi bir kenara diyerek meseleye seçmen gözünden baktığımızda; transfer olan sayın milletvekilleri kusura bakmasınlar ama kiminizin top çevirmek, kiminizin akademisyen kimliğinden başka toplum nezdinde hangi siyasi geçmişiniz, emeğiniz ve tanınırlığınızla vekil oldunuz acaba?

Tamamen seçmenin CHP’ye verdiği oylarla aldınız mazbatalarınızı!

Ve devamında siyasette basamak olarak gördüğünüz partileriniz tökezleyince en başında sizi aday yapmaya layık görmeyen iktidarın göz kırpmasıyla,
Seçmenin sizi vekil koltuğuna oturtan oylarını hiçe sayarak koşarak taktınız yeni rozetlerinizi…

Ve düşünüldüğünde iktidarın 360 milletvekiline ulaşma gerekliliğiyle bu vekilleri ikna etme çabaları makul görülebilirken,

İsmi geçen vekillerin hangi gereklilikle ikna oldukları ise merak konusu…

Ah edep sen ne güzel şeysin!

CHP’DE SAFLAR…

Tüm bunlarla zihinlerimiz allak bullak olmuşken, gelelim yazımın ilk bölümünde değindiğim CHP içinde devam eden kamplaşmaya yani Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel saflarına…

Kılıçdaroğlu’nun kurultaydan beri devam eden ve son günlerde kurultayın şaibe iddialarına kadar varan bitip tükenmez yenilgi ve genel başkanlık kavgasına…

Sahi gelişmelere baktığımızda CHP listelerinden seçilen milletvekillerinin tek tek AK Parti saflarına geçmesinin temelde sebebi kimdi?

Veya toparlayıcı olması gereken, yıllarca genel başkanlık yapmış, ismi gibi yaşı da Kemal’e ermiş bir ismin il ilçe başkanlıklarında dahi “benden olanlar veya olmayanlar” diye taraflara ayrılmasına seyirci kalması doğru mu?

Ve hatta CHP’nin cumhurbaşkanı aday ismine bu kadar muhalif olması…

Yıllarca sevilen sayılan biri iken genel başkanlığı kaybetti diye böylesi bir mücadeleye girmesi,

Ve Kılıçdaroğlu’nun her defasında ifade ettiği partisi için verdiği emek, partililerin birbirine kılıç çekmesine göz yummasıyla heba olmuyor mu?

Ya da CHP listesinden seçilen vekillerin AK Parti’ye transferleri devam ederse Kılıçdaroğlu’nun da Meral Akşener’in konumuna düşüp, oyun kurucu olarak anılması şaşırtıcı olur mu?

Ki sanırım olmaz!

O nedenle Kılıçdaroğlu’nun silkinmesi, çevresindeki küçük hesapçıların kışkırtmalarına artık kulak tıkaması,

Gerek muhalif kimliğini gerek yıllarca bağlı olduğu parti etiğini,

Gerekse iktidar politikalarından rahatsız seçmenin çözüm kapısı olarak gördüğü Cumhuriyet Halk Partisinin önünü açma adına,

CHP’nin içinde bulunduğu zorlu süreçte kurtuluşun hep beraber olma hassasiyetiyle hareket ederek saygınlığını koruması genel başkanlık mücadelesinden daha mühim ve daha onurlu olmaz mı?

  • Related Posts

    ‘Emir Buhari’ Yenilenen Yüzüyle Hizmete Açıldı

    Yıldırım’da, kültür ve sosyal yaşamı güçlendirecek önemli bir yatırım daha hizmete açıldı. Yıldırım Belediyesi tarafından hayata geçirilen Emir Buhari Kültür Merkezi, düzenlenen törenle kapılarını vatandaşlara açtı. Merkezin açılışına ev sahibi…

    Read more

    “Bencil Dev” Sahnede Devleşti

    Bursa Devlet Tiyatrosu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı Ahmet Vefik Paşa Sahnesi’nde sahnelenen “Bencil Dev” adlı çocuk oyunuyla kutladı. Minik tiyatroseverlerin yoğun ilgi gösterdiği temsil, bayram coşkusunu sahneye…

    Read more

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Gözden kaçmasın

    ‘Emir Buhari’ Yenilenen Yüzüyle Hizmete Açıldı

    ‘Emir Buhari’ Yenilenen Yüzüyle Hizmete Açıldı

    “Bencil Dev” Sahnede Devleşti

    “Bencil Dev” Sahnede Devleşti

    Nilüfer’de geleceğin başkanları yönetimde

    Nilüfer’de geleceğin başkanları yönetimde

    Yıldırım’da Çocukların Bayramı Şölene Dönüştü

    Yıldırım’da Çocukların Bayramı Şölene Dönüştü

    Osmangazi Belediyesi’nden Çocuklara 3 Gün Sürecek Bayram Hediyesi

    Osmangazi Belediyesi’nden Çocuklara 3 Gün Sürecek Bayram Hediyesi

    23 Nisan Bursa’da coşkuyla kutlandı

    23 Nisan Bursa’da coşkuyla kutlandı