Son günlerde hangi mevzuya odaklansak bilemiyoruz. Çünkü tam önemli bir habere odaklanmışken daha sonuçlanmadan bir diğerini anlamaya çalışıyoruz.
Mesela hastanelerdeki çetelerin tıpkı izlediğimiz vampir sahnelerindeki gibi küçücük bebeklerin kanıyla hayat buldukları haberi yüreklerimizi yakmışken,
Hemen akabinde savunma sanayimizin göz bebeği TUSAŞ’da kendilerini savunmaya fırsat kalmadan terör saldırısıyla yiten canlarımıza kahrolduk.
Daha sonrasında CHP’li Esenyurt Belediyesi ile başlayan devamında üç belediyeye uygulanan kayyum atamaları,
Aylardır süren minik Narin’in öldürülmesi ile davanın nihayet görülmeye başlaması ve sanıkların organize hafıza kaybı…
Ve peş peşe gelen bu üzücü olaylara 1 ay gibi kısa bir sürede ülke olarak maruz kalmamız ve mutlu eden tek haber bile alamamamız…
Bitti mi? Tabii ki hayır!
…
Canımızı yakan, ama sonuçları hep askıda kalan bu vahim gündeme ilaveten,
İlginç şekilde iktidarın önem kapsamında çok daha mühim bir yer teşkil ettiğini gördüğümüz Cumhuriyet Halk Partisinin Cumhurbaşkanı adayı kim olacak merakının gündem işgali…
Ekrem İmamoğlu mu, Mansur Yavaş mı?
Ve Özgür Özel’e usanmadan sorulan “Siz de aday mısınız?” soruları… Özel’in ise neredeyse “ekmek çarpsın ki değilim” tarzında yanıtları…
Ama maalesef net bir tavırla hiç birinin
“Arkadaşlar bu konuları konuşmak için çok erken. Bırakın da hali hazırda bulunduğumuz görevlerimizi yapalım!” dememesi…
Eh demedikçe, iktidarın çizdiği yolda asıl meseleyi idrak etmeden yürüdükçe de devamı geliyor.
Misal Ankara Büyükşehir Belediyesinin Ebru Gündeş,Mor ve Ötesi konserleri için dudak uçuklatan paraları israf ettiği iddiaları.
Ve bu iddialar üzerine Mor ve Ötesi grubunun faturalandırıldığı söylenen bu miktarın altında bir meblağ aldıklarını söylemeleri,
Devamında ise Mansur Yavaş’ın konuyu araştırıyoruz demesiyle durumdan bihaber olduğu,
Meselenin muhtemelen belediyenin konser ve organizasyonlarla ilgili birimleriyle alakalı olduğu iddiaları,
Ve bu birimdeki hatalar nedeniyle, takdir alan örnek belediyeciliği arkaya atılmaya çalışılan Yavaş’ın bütçe denetimindeki eksikleri konuşulmaya başlandı.
Yine İBB’nin de 5 yıl içinde konserler için milyonlarca lira harcadığı iddiaları da gündeme gelerek halkın teveccühü ile ikinci kez seçilen iki belediye başkanına konser belediyeciliği atıflarında bulunulurken,
İddiaları ve beyanları ortaya atanların yıllardır bütçeden harcanan milyonlarca liralık reklam giderlerinin nedense gündemin sonunda bile yer almaması da oldukça tuhaf veya normal mi desek bilemedim!
Lakin iddialar doğru ise ve sadece konserlere milyonlarca lira harcanmışsa “ iktidar da böyle yapıyor” savunmasının karşılık göreceğini de sanmıyorum.
Zira vatandaş böyle olmaması için değişim istedi.
Ayrıca hangi parti belediyesi olursa olsun gereksiz harcanan tüm paralar ne iktidarın ne muhalefetin sadece biz vatandaşların cebinden çıktığı da unutulmamalıdır.
Ve aslında iktidarın sineğin kanadından yağ çıkarma uğruna kusur bulma çabaları siyaseten oldukça doğal diye de düşünülebilir.
Buna karşılık muhalefetin de,seçilmiş olmanın sorumluluğuyla vatandaş merkezli hizmet sunması , iktidarın belirlediğinden ziyade kendi gündemiyle hareket etmesi ve varsa sıkıntılı sinekler onları da yağlarıyla beraber imha etmesi asıl stratejisi olmalıdır belki de…
…
Hiçbir sonuca varmayan, dayatılmış son dakika haberlere cümlemiz etkisiz yorumlarımızla kafa yorarken,
TÜİK rakamlarına göre bile yoksulluk sınırı 60 bine ulaşmış, asgari ücret, emekli maaş zammı muamma ama yoksulluk sınırının altında kalacağı muhakkakken ve çarşı pazarda fiyatlar el yakmaya devam ederken,
Biz maharetli ellerin her gün bizler için pişirip askıda sallandırdıkları tazecik gündemleri yemek için yine sıraya gireceğe benziyoruz maalesef…





