Sözde her şeyi bilen bir kesim Dilan ve Engin Polat çiftinin tahliyeleriyle ilgili haber yapıp bu konuyla ilgili reklam yapılmaması gerektiğini söylüyor.
Bu taleplerindeki temel amaç düşünüldüğünde yani ülkenin ekonomik anlamda bunca sorunu varken, “Gündem kaynamasın veya bu insanlar teşvik mercii olmasın gençlere…” niyetlerinden ötürü haklı olabilirler belki diyebiliriz…
Lakin ok yaydan çıkalı çok oldu.
Şu saatten sonra yolsuzluğun, hırsızlığın, kaynağı belirsiz zenginliğin ve daha birçok yasadışı suçlarla yargılanan
Ve bunlara rağmen ceza almayanların sembol isimlerden biri olmuşsa bu zat-ı muhteremler,
Ki onlar için yazdığımız bu suç isnatları bizim değil yüce mahkemenindir.
Ve üstüne tahliye olur olmaz utanmadan sıkılmadan kaldıkları yerden devam edip show yapan, bazı çaresiz garibanları, suça meyilli ancak hapse girmekten çekinen tayfayı teşvik ederken, dürüstlüğü en yüce değer gören kişileri ise tahrik eden, umutlarını yitirmelerine sebep olan yine bu kişiler ve muadilleri değil midir?
Tahliyeleri bile özel lüks araçlar, korumalar eşliğinde ve medyanın röportaj yarışına girdiği bir şölene dönüşürken, tüm bunları hepimizin gözüne soka soka yapanlarda yine bu şahıslar değil mi?
Hatta öyle ki, Engin Polat’ın tahliyesine yapılan itiraz dahi ertesi gün hafta sonu olması nedeniyle “Pazartesi gününe kadar içerde kalmasın. Hem dışarıda da havai fişekler, şarkılar türküler ve arkadaşlarıyla çoktan zafer dansları yapmaya başlayan ‘iş ortağı’ eşini de bekletmeyelim” der gibi mesai saati bitmeden itiraz çabucak değerlendirilip dışarıya salınması,
Ve tüm bunlar dakika dakika ekranlara yansırken,
Bu vehameti yazınca mı gündem araya kaynıyor.
Halbuki gündem tam da bu!
Gündem tam da saatlerce çalışıp karşılığında kazandığı asgari ücretle evine ekmek götürme derdinde olan çoğunluk,
Gündem 30-40 yıl çalışıp emekliliğimde rahat ederim hayali kurup, 10 bin lirayla geçinmeye çalışan çoğunluk,
Gündem yıllarca sınavdan sınava koşup bir mesleğim olsun deyip çabalayan gençlerin işsizlikle boğuşur hale gelmesi veya emeğinin çok çok altında bir karşılıkla cezalandırılan çoğunluk,
Ve gündem tüm bu emek, çaba, alınterinden muaf bir azınlığın dürüst, emekçi çoğunluğa karşı gitgide çoğalan hakimiyeti ve itibar kazanması…
Evet göz yummamız gereken ve tek suçlu sadece Polat çifti değil elbette,
Ama göz yummamız, sessiz kalmamız da onaylamak anlamına gelmez mi tüm sözde onaylamadıklarımızı…
Üstelik bu tür insanlar yanlışları böylesine bağıra çağıra doğal hale getirirken,
Ve gördüğümüz kadarıyla bu yanlışlara binlerce hayran kitlesi yaratırken,
Ki bu binlerce yolsuzluğa, arsızlığa aday liste demektir.
Bizlerin görmezden gelmesi,
Ve dürüstlüğümüzden, doğruluğumuzdan eminsek,
Kendimiz için, evlatlarımız için, ülkemiz için, daha ahlaklı bir toplum için, geleceğimiz için
Neden susalım…
“Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur.”





